tekerleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tekerleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2013

HUU KOMŞU KOMŞU İŞİN BİTTİ Mİ?. Eh bitti gibi:). NELER YAPTIN?. Taşındım, yoruldum :( YORGUNLUĞUN GEÇTİ Mİ?. Geçti, gitti, yıkandı, ütülendi tüm yorgunluklar, tüm sizsiz zamanlar.. Sıra özlem gidermede :))




Biliyorum çok uzun zaman oldu.
Dilimde hep şu tekerleme:
-Komşu, komşu !
-Hu, hu!
-Oğlun geldi mi?
-Geldi
-Ne getirdi?
-İnci, boncuk.
-Kime, kime?
-Sana, bana.
-Başka kime?
-Kara kediye
-Kara kedi nerede?
-Ağaca çıktı
-Ağaç nerede?
-Balta kesti
-Balta nerede?
-Suya düştü.
-Su nerede?
-İnek içti.
-İnek nerede?
-Dağa kaçtı.
-Dağ nerede?
-Yandı, bitti kül oldu.
- külünü ne yaptın?
- sattım
- parayı ne yaptın?
- kına aldım.
- kınayı ne yaptın?
- sakalıma sürdüm.
- vay senin sakalına vay.

-Komşu komşu işin bitti mi?.

*Eh bitti gibi.

-Neler yaptın peki?

*Neler yapmadım ki.. Kızım geldi yazdım biliyorsunuz. Uzun süre yazamazsam diye 'Siyah Kuğu'mun sorularına cevap verdim, o yazımı da bir buçuk aydır okudunuz durdunuz :). 

Sonra uzun süredir düşündüğümüz ama bir türlü yapmaya cesaret edemediğimiz bir şey yaptık, ev aradık. Kendi evimizi kiraya verdik. Çok uzun yıllardan sonra kiracı olduk. Taşınacağımız eve tadilat yaptırdık(belki almayı düşünüyoruz bu evi). Tadilat bitti, taşındık. Tam olmasa da biraz yerleştik. Sonra 'Damat Oğlumuz' geldi. Küçük bir odamız var, henüz yerleştiremediklerimizi oraya tıkıştırıp kapısını kilitledim. Damadımı merak eden, onunla tanışmak isteyen arkadaşlarımızı ve kızımın arkadaşlarını yemeğe çağırdım. Güzel bir davet oldu. Birkaç günlük misafirlikten sonra o Londra'ya döndü bende küçük odaya kilitlediğim yorgunluğuma geri döndüm.

Her şeyleri yerine yerleştirdim sanmayın, daha yapılacak çok şey var:(

Ama gel gör ki izin bitti. Dün gece yarısı 01.30'da ütü masam ile vedalaştım. Bu sabah işe gidebilmek için artık kendimi uykunun kollarına attım.

-Peki ne getirmişler gelenler?.

*İnci boncuk. Tabak çanak. Fil mil. Börek çörek. Pasta masta.

-Kime kime?.

*Eee tabi ki evdeki herkese.

-Başka kime?.

*Sevimli köpeğimiz 'Şeker'e.

-Şeker nerede?.

*Balkonda, salonda, antrede, banyoda kısacası evin her bir köşesinde, koklama ve öğrenme turunda.

-Yeni ev nerede?.

*Güzel bir sokağın üzerinde. Önü manzaralı, yan tarafı ağaçlarla kaplı. Sonbahar yatak odam dahil birçok penceremde yani :))

-Tam nerede, tam nerede?.

*Adrese dayalı kayıt sisteminin 3. satırında.

-Üçüncü satırda ne yazıyor?.

*Silgiyi alırsam elime, soruları siler cevaplara gülerim yazıyor..

-Silgi nerede?.

*Yuh! artık bir buçuk aydır tekerlendirilip yuvarlandırılmak için mi bekledik adam gibi bişeyler yazaydın ya diye bağırarak salladığım sağ elimde. Oldu mu?.

-Vay senin yorgunluğuna, yorgunluktan edepsizlenmene vay. Düzelirsin en kısa zamanda inşallah vay vay!!.

***

Tekerlelendim, mekerlendim, sizi okumadığım günlere hayıflandım:(


Size bir klip.
Yorgunum demesinden öte bu günkü durumumla alakası yok. 

Evimi seviyorum.
Balkonumdan görünen gece manzarasını seviyorum.

Kış balkonumu seviyorum. Gecenin sessiz zamanlarında, sessizliğin sesini dinlemeyi seviyorum.

Ama en çok sizi seviyorum.

Döndüm, dönüp gelmeyi, sarılıp sarmalanmayı, özlemeyi özlenmeyi seviyorum.

Ben zaten her şeyi seviyorum.
İki böceğim başta olmak üzere yaratılan her şeyi... 


Gecenin sessizliğini seviyorum.
  
Gecenin gölgelerini..

Gecenin taa ötelerdeki ışıklarını..

06 Şubat 2012

İŞTE O DÜNLER, GEÇMİŞTE KALAN GÜNLER..-7


Masal.. -7

Bu benim ve çok güzelim.
Gülseren ablalar; Karşıyaka'da kaloriferli (o ne demekse) bir apartmana taşınıyor. Apartmanı biliyorum da kaloriferi bilmiyorum. Gittiğimizde göreceğiz. Nermin, Nesrin ikiside heyecanlı. Eşyalar balyalar halinde sarılmış, koşuşturan bir yığın insan. Kamyon, çıkmaz sokağın başında park etmiş, herkes eşya taşıyor. Bende küçücük kollarımla bir şeyler taşımaya çalışıyorum. Yardım etmeye. Göze girmeye..


Hamalların biri iniyor, biri çıkıyor. Denkler yapılmış, sandıklar çakılmış. Halılar, kilimler katlanmış. Tas, tabak sarılıp sarmalanarak tencerelerin, plastik kovaların içine sıkıştırılmış.  Taşınma bitti bitecek. Nermin ve Nesrin iki üç gün bizde kalacaklar. Gülseren abla taşındıkları evde yerleştirme işlerini bitirince gelip alacak. Ablam gelin olup gittikten sonra, ev bugün çok kalabalık olacak. Taşınma bitti, kamyon hareket etti. Gülseren ablada kamyondan önce yeni evine varabilmek için vedalaşıyor komşularla. Sık sık gelirim diyor.
Annemle kucaklaştılar. Annem çok ağlıyor. Behire'nin gidişine alışamadan şimdi sen gidiyorsun kızım diye..sarsıla sarsıla ağlıyor. Gülseren ablada ağlıyor. Gülseren abla bütün komşularımızdan daha özel annem için. Büyük kızı yerine koymuş onu. O konağa gelin geldiğinde, kayınbiraderleri, kayınvalidesi ve kocasının iki oğluyla aynı evde yaşama zorunluluğuna ve zorluğuna, annemin desteği ile dayanabilmiş. Öksüz ve yetim; Gülseren ablada öksüzlüğünü, yetimliğini unutmuş annemin yanında.
Hızlı adımlarla ilerledi. Vapura yetişmeliydi. Kamyondan önce gitmeliydi. Ne iyi komşumuzdun sen Gülseren abla. Başımı okşayan, kızlarını öptüğü gibi beni de öpen, sık sık pişirdiği puf böreğinden banada veren..


Veda sahnesi beni üzdü. Küçücük yüreğim sıkıştı, sıkıştı. Gözlerimden yaş geldi. Yüzü olmayan bir kadın; saçı da yok, yüzü de yok, bir kadın ağlıyor gözümün önünde. Üstünde değişik bir kıyafet var. Kafasında da beyaz bir örtü. Kim bu, neden hatırladım bu görüntüyü bilmiyorum. Ellerimi uzatıyorum ama tutacak bir el, bir beden yok önümde..:(


Akşam yemeğimizi yedik. Neler yoktu ki Nermin'le Nesrin'in şerefine. Turp otu salatası, pirinç pilavı, köfte ve patates kızartması, hoşaf, sütlaç. Cicianneee, ne güzel yemekler yapmışsın bize diyorlar. Evet anne, ne güzel yemekler yapmışsın bize. Havanım teyze ve kızı Nermin'de geldi yemekten sonra bize. Babam da, Hamdi bey amcanın yanına geçti. Bahçede nargile içecekler. Annem, Havanım teyzeye kahve pişirdi. Kahve içiyorlar. Kızlar bıcırdaşıyor, bende çok sevinçliyim. Arkadaşlarım bizde. Üçü de benden biraz büyükler ama olsun arkadaşlarım onlar. Benim arkadaşlarım.
El el üstünde, kimin eli var, oynadık Nermin sıkıldı. Öbür Nermin de sıkıldı. Ne pişirdiysen içine at, oynadık Nesrin sıkıldı. Ben hiç bir şeyden sıkılmadım.
Annem dedi ki; yaramazlık yapmayın size masal anlatayım. İlk defa masal dinleyeceğim, yaşasın, yaşasın:
Bir varmış, bir yokmuş. Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde. Deve tellal iken, horoz imam iken, manda berber iken, annem kaşıkta, babam beşikte iken… Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, babam düştü beşikten, alnını yardı eşikten… Annem kaptı maşayı, babam kaptı küreği, gösterdiler bana kapı arkasındaki köşeyi... Efendime diyeyim, ormanda bir kulübe, kurtla kuzunun masalını birde benden dinle. Anne koyun, her gün tembih edermiş dört kuzusuna , kuzucuklarına. Ben gidince kapıyı arkamdan kapatıp kilitleyin. Pencereleri ve perdeleri sıkı sıkı kapatın. Sakın dışarı çıkmayın. Kapıyı kimseye açmayın. Ben gelince veririm işaretimizi sizde açarsınız evimizin kilidini. Gidermiş ormana, en taze otlarla karnını doyurup biciklerine (memelerine) süt doldurmaya.  Hain kurt duymuş bunları pencere altından, canı çekmiş taze kuzu etinden-butundan. Birkaç gün takip etmiş anne koyunu, öğrenmiş şifrenin ne olduğunu:
 '' tarana tarana, lilin gufayi, evimize, köyümüze, cici cici ya na tafya, ya na tafya.'' 




Hain kurt; giymiş bir koyun postunu, una bulamış kafasını, kolunu. İştahı yerinde, kuzucuklar gözlerinin önünde. Kapıyı çalmış üç kere başlamış sesini incelterek tekerlemeyi demeye:  
 '' tarana tarana, lilin gufayi, evimize, köyümüze, cici cici ya na tafya, ya na tafya.''   kuzular önce inanmamışlar annelerinin geldiğine, sesinin de bu kadar değiştiğine.
- Açamayız kapıyı annemiz değilsin sen.
- Annenizim... demiş kurt.
-Niye erken geldin öyleyse?.
-Otlar bitmiş bu gün.
-Niye sesin değişik öyleyse?.
-Deredeki soğuk sudan çok içmiştim terli terli.
-Elini göster anahtar deliğinden.
-Bak ellerim bembeyaz.
Kuzular karasız, en küçüğü çok akıllı demiş ki:
-Değil bu bizim anamız.
Büyük kardeşleri kızmış:
-Bu bizim anamız, elleri beyaz, şifreyi biliyor. Bizi seviyor.
Küçük kardeş:
-Ne yaparsanız yapın ben gidiyorum öbür odaya, siz kalın burada.
Ufaklık gitmiş öbür odaya, saklanmış ocağın bacasına.




Büyükler açmışlar kapıyı, kurt yutmuş bir lokmada üç küçük yavruyu. Karnı doymuş, lokmaları parçalamadan yutmuş. Bir susamış, pir susamış. Gitmiş su içmeye, nasılsa bu evde işi bitti işte.




Anne koyun gelmiş, kapıyı açık görünce başlamış hızlıca birkaç kez tekerlemeyi söylemeye:
 '' tarana tarana, lilin gufayi, evimize, köyümüze, cici cici ya na tafya, ya na tafya.'' 
 '' tarana tarana, lilin gufayi, evimize, köyümüze, cici cici ya na tafya, ya na tafya.'' 
 '' tarana tarana, lilin gufayi, evimize, köyümüze, cici cici ya na tafya, ya na tafya.'' 
Ufaklık çıkmış ocaktan. Anlatmış annesine her şeyi, hain kurda kanan kardeşlerini. Anne koyun bir ağlamış, bir ağlamış, gözlerinden oluk gibi kan akıtmış. Küçük kuzu demiş ki:
-Kurtaralım anne kardeşlerimi, hain kurt su içiyordur şimdi.
Anne koyun almış bıçağı, varmış dere kenarına. Uyuyan kurdun karnını kesmiş, kavuşmuş yavrularına..
Tarana tarana, bende hain bir kurdun karnında mıyım acaba?.  Lilin gufayi, evimize köyümüze, cici cici ya na tafya ya na tafya..  



Beni de bul, beni de bul, beni de bul anneeeeeee.
Beni de al yanına, beni de kurtar bu yurttan, bu hain kurttan...


                                                             ../.