30 Mart 2012

YIL 1453'den EPEY SONRA..




Yıl 1453'den epey sonra.

Fatih Sultan Mehmet Han'ın; İstanbul'un fethi süresince, askeri anlamda büyük katkı sağlayan, hem kayınpederi hemde eniştesi olan Zağnos Paşayı çok göresi gelmiş. Fatih'in askeri eğitim hocasıymış paşa aynı zamanda.

Zağnos Paşa camii ve türbesi-Balıkesir

Zağnos Paşa (isminin anlamı şahin) , fetih tamamlandıktan sonra Balıkesir'e yerleşmiş, iki kez tahttan indirildiği dönemlerde, Fatih'in yanından hiç ayrılmamış, birbirlerine Zağnos ve Mehmet diye hitap edebilecek kadar da yakın olmuşlar.


    

İşte böyle, özlem sarıp sarmalayınca Fatih'i, atına atlamış:
-Gidiyoruz! demiş mahiyetine. Hocama gidiyoruz.

Dere tepe düz gitmişler, Balıkesir'e çok yaklaşmışlar. Hava çok sıcak, atlar terlemiş, vakitte cuma vakti. Pazar yeri kurulu yolun üzerinde. Köylüler sebze, kumaş vs. kimileri ise mallarını (büyükbaş hayvanlar) satmakta. Kalabalıktan Sultanın kendisi de, askerleri de yavaşlamak zorunda kalırlar..

-burda duralım der, Fatih Sultan Mehmet,
cuma namazımızı burda kılalım, askerimizle soluklanalım, halkımızla konuşalım. 

Fatih'in kendisi de terlemiştir, susamıştır. Bakmış kadınlar peynir, yoğurt, buzlu ayran satıyorlar. 



-bacım! diye seslenmiş. Ver hele oradan buz gibi bir ayran.
-başım üstüne yiğidim der! kadın. Doldurur kupaya buz gibi ayran içine de atar 3 çöp saman (bir rivayete görede saman çöpü değil buğday tanesi atmış)

Fatih başlar içmeye, ağzına saman çöpü gelince  çok kızar.
-Bre hain kadın, sana bacım dedim, bacım olarak bir tas ayran istedim. Bilmezmisin ben Sultanım, sultanınım, padişahınım. Bu ne cürret saman atmışsın ayranıma!. Neden yaptın bunu?.

-Bilirim yiğidim, sultansın, padişahsın, der kadın. Ersin, yiğitsin, terlisin. Buz gibi ayranı dikersen kafana, içersin bir çırpıda, hastalanır yataklara düşersin. Yazık değilmi sana.
İstedim ki, saman çöpü seni duraklatsın, yudum yudum içesin ayranını. Bu arada hem terin soğur hemde yavaş yavaş serinler hasta olmazsın.

Bunu duyan Sultan Mehmet çok duygulanır, anlamadan dinlemeden kızdığı içinde utanır.
-adın ne senin bacım, der.
-Ayşe, Sultanım..

Sultan II.Mehmet pazar yerindeki halka döner:
-duyduk duymadık demeyin, bundan böyle buranın adı 'Ayşe Bacı'.
Buraya bir köy kurula. Her kim gelende, bura Ayşe Bacı Köyü biline, adı da hep böyle anıla.


ben olsaydım: adına köy kurulan değil, fatih'e ayran sunan..



Bu gün; bu yiğidin, bir çağ açıp bir çağ kapatan, kendisini yetiştiren hocalarına bağlı ve saygılı, halkını seven, koruyan, kollayan Fatih Sultan II. Mehmet'in doğum günü.

Fatih, bugün 580 yaşında. 1432 yılında 30 martta doğan Sultan II.Mehmet'in bugün 580. doğum yıldönümü.

Fatih Sultan II. Mehmet Han'ın doğum günü bugün..

Saygıyla, sevgiyle, rahmetle andığımız:
komutanlar komutanı, yiğit Mehmet'in..



Köy girişine bu hikayeyi resm edecek, rölyefe işleyecek çalışma yapılmasını istedim bir zamanlar..
Heykeltraş Sn.Cengiz Kaya rölyefin eskizlerini çizdi. Ancak malzeme ve oturtulacağı duvar için maddi destek bulamadığımızdan kaldı. Umarım böyle tarihi hikayelerimizi yaşatacak fikir ve icraatlar hayata geçirilebilir, projede kalmaz. 


34 yorum:

  1. sonuna kadar okudum çok güzel.paylaşmak ayrı güzel.bilmediğim bişey daha öğrendim iyiki bloglar var.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim bal böceğim. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. Teşekkürler bu güzel ve faydalı paylaşım için..Öğrenmiş oldum..Hem Fatih Sultan'ın dogum gününü, hem de Ayse Bacı'yı..
    Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  4. Güzel bir hikâye...Bilgilendirme için teşekkürelr...

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Penelope teşekkür ederim yorumun için. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  6. Bende teşekkür ederim Hüzeyin bey. Saygılar.

    YanıtlaSil
  7. vizyona girdiğinde merak edip Fetih 1453 filmine gitmiştim
    ben Fatih Sultan Mehmet'i öyle heybetli, yiğit bekliyordum ki hayal kırıklığına uğramıştım...tamam çok genç padişah olmuştu ama böyle silik, cılız bir tipleme yapmaları da gerekmiyordu ve onun öne çıkarılması gerekirken sanki Ulubatlı öne çıkarılmıştı
    hiç hoşuma gitmemişti

    tamam biliyorum konumuz bu değil Vuslatcım...ama ben döneme damgasını vurmuş insanları gözümde öyle bir canlandırıyorum ki onları öyle heybetli, öyle kaya gibi düşünüyorum ki sonra da filmdeki gibi birşeylerle karşılaşınca ne şimdi bu, bu mudur yani demeden edemiyorum

    anlattığın hikayedeki büyük davranışa bakar mısın...her iki taraf için de...etkileniyorum bunları duydukça, okudukça...işte budur diyorum...

    sadece düşüncemi paylaşayım dedim :)

    YanıtlaSil
  8. BEN GELDİM MİSAFİRLERİMİ GÖNDERDİM ACİL CEVABI OKUDUM.........
    VUSLATÇIM BU KEKİ AKŞAM YAPARSAN
    DAHA İYİ OLUR ERTESİ GÜNÜ GÖRÜNÜMÜNDE HİÇ DEĞİŞİKLİK OLMAZ SENCE BENİM FOTOĞRAFLARIM NASIL
    BURADAN PAY BİÇ :))

    ÇOK GÜZEL FATİH SULTAN MEHMED'İN DOĞUM GÜNÜ ÇOK İNCE RUHLU ARKADAŞIM ELLERİNE SAĞLIK....

    YanıtlaSil
  9. Çok teşekkür ederim aynurcum aynen senin gibi fetih 1453 de gösterilen tanıtılan fatih yanlı art niyetli bir tanıtım. Bir çağ açmış bir çağa son vermiş, halkıyla bütünleşmiş o yüca sultan öyle tanıtılmamalıydı. O filmin vizyona girdiği gün yazacaktım bu yazıyı olmadı. Kısmet bu güneymiş. Fatih Sultan Mehmedin doğum gününeymiş. Çok büyükmüş. Nurlar içinde yatsın. Teşekkür ederim yorumuna. Yüregine sağlık.Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  10. Ayşem sonradan fark ettim. Eksik okumuşum. Çok güzeldi. Bayıldım zaten.
    Sultan ıı. mehmedi hepimiz rahmet ve minnetle anıyoruz. Çok teşekkür ederim yorumuna.Canımsın.

    YanıtlaSil
  11. İnsanın bilmediği şeyleri öğrenmesi, üstelik blog arkadaşlarının sayesinde olması çok güzel. Fatih Sultan Mehmedi anlatan, çok kitap okudum, direk onunla ilgili kitaplarıda, çünkü tarih fazlasıyla ilgimi çekiyor. Bir devre damgasını vurmuş ender insanlardan biri.

    Ayrıca Ayşe Bacı'yıda öğrendim. Çok teşekkürler paylaşım için :)

    YanıtlaSil
  12. Canım Aslıcım, Balıkesirin girişinde şirin bir köy. Çok uğraştım tanıtmaya olmadı. Teşekkürler yorumuna. Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  13. Ne kadar güzel bir anlatım çok beğenerek okudum,duygulandım.. sevgiler

    YanıtlaSil
  14. Bende severek yazdım. Teşekkür ederim canım.Sevgiler.

    YanıtlaSil
  15. 1...
    Fatih Sultan Mehmet`in yargılanıp elinin kesilmesine karar verilen dava, Üsküdar Gülfem Hatun Mahallesi`ndeki 11 numaralı kırmızı taş bina'da görülmüştü. 1941`den sonra ofis, terzi, kuaför ve halı dükkanı olarak kullanılan binanın izine yıllar sonra ulaşıldı.
    İstanbul’un ilk kadısı Hızır Bey
    Fatih, şehrin sadece imarı ile uğraşmadı. İlk İstanbul kadısının da atanmasını sağladı. Bursa Müderrisi Hızır Bey, şehrin ilk kadısı olarak atandı. Geçimlik olarak da kendisine Kadıköy bölgesi verildi. Zaten bölgenin isim hikayelerinden bir tanesi de buradan gelmektedir.
    Tarihi olayın hikayesi ise şöyle:
    İstanbul`u fetheden Fatih Sultan Mehmet, fethin üzerinden yaklaşık on sene sonra cami inşasında kullanılacak iki mermer sütunu Sinan Atik isimli Rum mimara (bazı kaynaklarda bu mimarın ismi Khristodoulos olarak geçer) teslim eder.
    Fatih Sultan Mehmet, fetihten on yıl sonra da Mimar Atik Sinan’a, kubbesi Ayasofya’dan daha büyük bir cami yapması için emreder.
    Atik Sinan her ne kadar bu işe “Emrin başım üstüne” diyerek başlasa da malzemeler arasında bulunan yüksek mermer sütunları kendi hesabına göre ölçüp biçip “üç arşın” kestirdikten sonra yaptığı cami Fatih’in istediği ölçüde heybetli olmaz.
    Fatih Sultan Mehmet, yeni yapılan camiyi görünce “Kubbesi Ayasofya’dan daha büyük olsun...” emrine neden uyulmadığını sorar. Mimar; büyük bir depremde caminin yıkılacağından korktuğu için kubbesini Ayasofya’dan daha küçük yapmak zorunda kaldığını ve bu yüzden sütunları kestirdiğini söyler.
    Fatih, mimarın hem Ayasofya’yı (emrine rağmen) özellikle kayırdığını düşündüğü için hem de kendinden izin alınmadan böyle bir işe kalkıştığı için “Mermer sütunları kesen ellerin kesilmesi” emrini verir...
    Mimar Atik Sinan bunu özellikle yapmadığını “Hesaplarına göre Ayasofya’nın kubbesinden daha büyük bir kubbenin, ilk depremde yıkılacağını” düşündüğünü söyler ama emir büyük yerdendir ve geri dönüşü yoktur.
    Fakat çevresindekilerin de cesaretlendirmesiyle, mimar haklılığına olan güvenini daha da bir pekiştirir ve “İstanbul’u fetheden, fatihler fatihi, Padişah Fatih Sultan Mehmet”i mahkemeye verip hakkını aramak için Kadı Hızır Bey’e şikâyet eder...
    Bizzat Fatih Sultan Mehmet tarafından atanmış, Osmanlı adaletini simgeleyen Kadı Hızır Bey, mimarı dinleyip dava açılması için haklı sebep olduğuna kanaat getirir ve Fatih Sultan Mehmet’in mahkeme edilmesine karar verir...
    Fatih mahkemeye gelir ve duruşma başlar; Fatih Sultan Mehmet çok büyük bir insan olabilir ama emrindeki birini mahkeme etmeden cezalandırmıştır. Karşı taraf savunmasını yapar, mimar gerekçelerini açıklar ve kadı kararını verir: Fatih Sultan Mehmet suçlu bulunur ve kendisi de mimara uyguladığı cezayla yani elleri kesilerek cezalandırılacaktır...
    Bunu duyan Mimar Atik Sinan kulaklarına inanamaz ve kadıya yalvararak şikâyetini geri çeker. Kadı, bunu göz önünde bulundurarak cezayı maddi tazminata çevirir ve mimara yüklü bir miktarda para verilmesine karar verir...
    Evliya Çelebi`nin aktardığına göre, karardan sonra Fatih, çıkardığı demir sopayı kadıya göstererek; "Eğer sen Allah`ın hükmünü uygulamayıp, elimi kesmeye beni mahkum etmeseydin bununla başını paramparça ederdim" der. Kadı Hızır Bey de sakladığı kamayı çıkararak cevap verir: "Sen de benim hükmümü kabul etmeseydin, ben de bununla seni delik deşik ederdim" der.

    YanıtlaSil
  16. Merhabalar,

    Fatih Sultan Mehmet Han'ın bugün doğum günü olduğunu bilmiyordum. Sayenizde öğrenmiş oldum. Fatih'in hocasını görmeye giderken yaşadığı ayran olayı da çok ilginçti. Paylaştığınız için teşekkür ederim. Sağolun, varolun.

    Bu büyük Sultan'ı şükranla ve rahmetle anıyoruz. Cenab-ı Hakk'tan ona ve bu vatan için toprağa düşmüş tüm şehitlerimize de rahmetiyle muamele eylemesini niyaz ederiz.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
  17. Mimarın yaptığı bu cami gerçekten de 1766 depreminde yıkılmış, yerine Fatih Külliyesi yapılmıştır.
    Bu hikâye birçok yerde farklı şekilde anlatılsa mimarın ismi bir iki yerde farklı geçse de Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde yukardaki şekilde işlenmiştir.
    Fatih Sultan Mehmet`in yargılandığı tarihi mahkeme Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından 2006'da restore edilmiştir.
    Sokağın bugünkü adı da tarihi kayıtlardakiyle aynı: Eski Mahkeme Sokak. Üsküdar Meydanı'ndan Ahmediye’ye doğru yüründüğünde sağdan üçüncü sokağın içindeki Kırmızı taş bina, erken dönem Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyor. Yani binanın hiçbir yerinde yapanı, inşa edildiği tarihi gösteren kitabe bulunmuyor. Tarihçiler, kadının görev bölgesini dikkate alarak yaptıkları tespitlerden hareketle, mahkemeye yakın bir yerde Yeniçerilerin kolluk beklemesinden dolayı, buranın bir mahkeme binası olduğu kanaatindeler. Cumhuriyet döneminde ise, yeni tapu kayıtları hazırlanırken, birçok tarihi yapının asli görevi, kimliği yazılmamış. Betonarme binalar arasında sıkışıp kalmış bu mahzun bina da o dönemde kimliği belirtilmeyen yapılardan. Vakıf mallarının haraç mezat satıldığı dönemde bina elden çıkarılmış. 1941 yılında Alaaddin Bey adında bir avukatın mülkü olmuş. Bugüne kadar ofis, terzi, kuaför dükkanı olarak kullanılan eski mahkeme binasının son sahibi bir halıcı idi. Üsküdar Belediyesi, yıllar sonra izine ulaşılan bu yapıyı 305 milyara satın aldı. Yetkililer, daha sonra başka amaçlar için kullanılmamasını önlemek amacıyla binayı birinci dereceden tarihi eser olarak tescil ettirmeye çalışıyorlar.
    Mahkeme Binası, 1941 yılında İsmail Hakkı Konyalı tarafından incelenip rapor edilmiş. Bu tarihte de bir avukatın mülküymüş ve iş yeri olarak kullanılıyormuş. Konyalı, binanın asaletinden etkilendiğini yazıyor raporunda. Duruşma salonunun demir kapısının ve pencere sövelerinin mermerden olduğunu buraya 25 basamaklı bir merdivenle çıkıldığını, merdivenin sağında ve solunda bulunan tonoz örtülü odaların mahkeme zamanında muhtemelen hapishane olarak kullanıldığını ve binada herhangi bir kitabe bulunmadığını yazıyor. Bina günümüze o kadar güzel korunarak gelmiş ki gördüğünüzde çok mutlu olacaksınız.
    Horasan harcıyla yapılmış yapının o meşhur mahkeme salonuna, iki zindan arasındaki 25 taş basamağı olan dik bir merdivenle çıkılıyor. İçeriye o dönemden kalma dövme demirden yapılmış kapıdan giriliyor. İki zarif sütunun yükseldiği üç kemerin arasından geçerek, derin beşik örtülü bir kubbenin altına çıkılıyor. Salonun altı mermer çerçeveli penceresi, bir de ocağı var. Salonun altında ise 5 zindan mevcut. O dönemdeki üç kadılıktan biri olan Galata Mahkemesi bile burası kadar teferruatlı değil.
    1300’lü yıllardan beri Türkler'in yaşadığı Üsküdar’ı anlatan gravürlerin, resimlerin yer alacağı müze etnografik amaçlıdır. Böylece Türkiye ilk şehir müzesine kavuşmuştur. Müzenin bir bölümünde, Fatih’in yargılandığı davayı anlatan bir de mahkeme vardır. Burada davanın kahramanlarından Fatih Sultan Mehmet, Üsküdar Kadısı Hızır Bey ve eli kesilen Rum mimarın balmumundan heykelleri bulunmaktadır.
    Fatih Sultan Mehmet Han'ın yargılanmış olduğu ve Müslüman Türk'ün adalet anlayışının en güzel bir şekilde sergilenip tarihe bir ibret levhası olarak geçen mahkeme kararının alındığı tarihi eser binanın restorasyonu bitmiştir. Üsküdar Belediyesi Adalet Tarihi Müzesi olarak hizmete açılmıştır.
    Bu güzel yazına verilecek en güzel yorumun bu olduğunu düşündüm kadim dostum...
    İki cihan serverinin övgüsüne mahsar olan kumandan ancak böyle bir kumandan olabilirdi ruhu şad olsun...
    Oysa şimdi....
    Meclis fertleri dokunulmazlıklarının arkasına saklana dursun milletimiz doğruları ecdadında bulsun...
    Sevgilerimle benim sevgi çınarı can dostum....

    YanıtlaSil
  18. Sevgili recep bey yorumunuza çok teşekkür ediyor, selam ve saygılar sunuyorum.

    YanıtlaSil
  19. Sevgili Muammer bey eğer izniniz olursa son cümle hariç bu yorumunuzu 29 Mayıs günü tekrar yayınlamak herkez fethi anarken bende sayenizde onun adaletini hatırlatmak isterim. Ne dersiniz. Çok teşekkür ediyorum bu eşsiz yazı için. Yüreğinize sağlık.
    (son cümleyi çıkarmak için haklı gerekçem var, anlıyacağınızı tahmin ediyorum. Saygılarımla)

    YanıtlaSil
  20. Ne güzel bir anlatım , çok duygulandım okurken . Paylaştığın için teşekkür ederim canım .
    Fatih Sultan Mehmet ' i saygı ve rahmetle anıyorum , sevgiler.

    YanıtlaSil
  21. gezmeden duramıyon sen galiba.
    :)))))

    YanıtlaSil
  22. Ço teşekkür ederim zeynepcim. Sağol.Rahmetle minnetle anıyoruz. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  23. Evet sevgili deeptone. Azcık cukkam çok olsa karış karış gezerim dünyayı.Sevgiler canımsın.

    YanıtlaSil
  24. Allah Rahmet Eylesin... Böyle bir ecdadın torunlarından olduğum için gurur duyuyorum... Güzel paylaşımlar için teşekkürler... Kalemlerinize sağlık...

    YanıtlaSil
  25. Benim can dostum...
    Dilediğiniz her şeyi yayınlayabilirsiniz...Benim sitede engel var ama o sorun değil ordanda benim can dostum neyi isterse ben gönderirim kadim dosta...Gerekçe konusuna gelince elbette anlıyorum benim kadim dostum bilirim en güzelini yapar...29 mayıs için inşallah yapacağız bir şeyler kısmet olursa tabi...Muhabbetle can dostum baki selamlar...

    YanıtlaSil
  26. Bende sana teşekkür ediyorum yorumun için salişcim. Sağolasın.

    YanıtlaSil
  27. Ferhat Bey hoş geldiniz, sefa getirdiniz. Teşekkürler ziyaretinize yorumunuza...

    YanıtlaSil
  28. Sayfanızı zevkle takip ediyorum,özellikle kızlarınız hakkında belirttikleriniz çok etkileyiciydi !! sevgi dolu bir annesiniz..sevgiler :) edda

    YanıtlaSil
  29. Çok teşekkürler eddacım. Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  30. ben bu sabah buraya kilitlendim galiba):)

    YanıtlaSil
  31. Canımsın hep kitlen bana çünkü bende kitliyim sana. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  32. canım senin yazında, muammer beyin yorumuda beni çok etkiledi,gözümde zaten büyük olan fatih sultan mehmet bir kez daha büyüdü,teşekkürler paylaşımın için..

    YanıtlaSil
  33. Bende teşekkür ederim pasta güvercinim.Sevgiler..

    YanıtlaSil

Yorumlarınız beni mutlu ediyor.. Ziyaretiniz için teşekkürlerimle. Sevgilerimle..