07 Kasım 2012

BURNUMDA ANADOLU'm KOKUYOR...RUMELİ'm NEŞELİ TÜRKÜLER SÖYLÜYOR...



TÜRKİYE'm Cennet Vatanım...



Havasına suyuna taşına toprağına
Bin can feda bir tek dostuma
Her köşesi cennetim ezilir yanar içim
Bir başkadır benim memleketim

KELEBEKLER VADİSİ-FETHİYE-MUĞLA

Anadolum bir yanda yiğit yaşar koynunda
Aşıklar destan yazar dağlarda
Kuzusuna kurduna Yunus'una Emrah'a
Bütün Alem kurban benim yurduma

KÖROĞLU DAĞLARI-BOLU

Mecnun'a Leyla'sına erişilmez sırrına
Sen dost ararsan koş Mevlana'ya
Yeniden doğdum dersin derya olur gidersin
Bir başkadır benim memleketim

ŞEB-İ ARUZ TÖRENLERİ VE MEVLANA TÜRBESİ-KONYA

UNESCO tarafından 2008 yılı 'DÜNYA MEVLANA YILI' olarak ilan edilmiştir.

Gözü pek yanık bağrı türkü söyler çobanı
Zengin fakir hepsi de sevdalı
Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim
Bir başkadır benim memleketim

KARAMAN YAYLALARI ve Karaman Koyunları

Havasına suyuna taşına toprağına
Bin can feda bir tek dostuma
Her köşesi cennetim ezilir yanar içim
Bir başkadır benim memleketim

NEMRUT DAĞI-ADIYAMAN

Anadolum bir yanda yiğit yaşar koynunda
Aşıklar destan yazar dağlarda
Kuzusuna kurduna Yunus'una Emrah'a
Bütün alem kurban benim yurduma

SÜMELA MANASTIRI-TRABZON

Mecnun'a Leyla'sına erişilmez sırrına
Sen dost ararsan koş Mevlana'ya
Yeniden doğdum dersin derya olur gidersin
Bir başkadır benim memleketim

PAMUKKALE-DENİZLİ

Gözü pek yanık bağrı türkü söyler çobanı
Zengin fakir hepsi de sevdalı
Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim
Bir başkadır benim memleketim

BALIKLIGÖL-AĞRI




KAPADOKYA BÖLGESİ-PERİBACALARI-ÜRGÜP-NEVŞEHİR

TRUVA ATI-ÇANAKKALE


SİDE-ANTALYA

MEMLEKETİMİZİN KÜLTÜR ve TURİZM HARİTASI

TÜRKİYE'M OBJEKTİFLERDE...


Sevgili Dostlar;

Son zamanlarda birkaç fotoğrafını paylaştığım, Tasarım ve Fotoğraf sanatçısı Dripta ROY, Ankara ve İstanbul fotoğrafları çekmek üzere üç-beş günlüğüne Londra'dan ülkemize geldi.


Dripta İSTANBUL'da..
ve
ANKARA'da..
Ülkemin fotoğrafları çekmekle bitmez Dripta..
Her köşesi cennet çünkü..


Düşünceler'in Paris'de yaşayan sevgili Eda'sı, yeni Memleket Kareleri istiyorum dedi.

Teşekkürler fikir için Eda..

http://dusuncelerim-eda.blogspot.com

Bundan  boyle, blog arkadaslarim ! içlerindizden, fotoraf makinalari olanlar !  her birinizin bloglarinda, bulundugunuz yerlerin, en guzel mekanlarini   objektifleyerek blog sayfalarinizda yer almasini rica ediyorum !!!
Bilen bilmeyene bildirsin : sonuçta bu BIR VATANI GOREV!!!!


İki Kum Tanesi Füsun, Ankara'mın en güzel sonbahar parkını gözlerimizin önüne serdi.

Teşekkürler kareler için Füsun..

http://fusunt.blogspot.com


Gizli cennet


ANKARA

Cep Ayna'm, Yedigöller'imizi gezdirdi.. 

Teşekkürler Cep Ayna'm

http://cepaynasi.blogspot.com/
...sonbahar güzellemesi......

YEDİGÖLLER-BOLU


Sokak Sokak Türkiye Fotoğrafları



İlk gün için bu kadar fotoğraf yeter sanırım:) 
 Kısa bir açıklama yapayım 
 Kendi özel sayfamda "İstanbul sokakları" ve "şehr-i İstanbul" adı altında albümlerim vardı. 
Bu albümleri daha fazla genişletmek adına son yaptığımız Kuzguncuk gezisinden sonra sokak fotoğraflarını kapsamlı bir şekilde çalışmayı düşünüyordum... 
Sevgili Eda arkadaşımız bloğunda http://dusuncelerim-eda.blogspot.com/2012/11/bundan-boyle-tukiye-objektifte.html böyle seslenmiş bizlere. 
Bu fikirden yola çıkarak benim İstanbul sokaklarıyla sınırlı kaldığım düşünceyi genişleterek Türkiye sokaklarına yayalım istedim. Bu tek başına olacak bir iş değil.
Ne ömrüm ne de bütçem yeter tüm Türkiyeyi dolaşmak için:) 
Fotoğrafçı bir çok arkadaşım ve diğer arkadaşlarımında katkılarıyla güzel bir arşiv oluşturmak faydalı olacaktır eminim... 
 Karınca misali belki varmak istediğimiz hedefe yetişmeye gücümüz yetmez ama en azından o yolda yürürken ölmekte güzeldir:) 
 Yükleyeceğimiz fotoğrafların görsel açıdan zengin olmasına dikkat edersek çok daha iyi olacaktır.. 
Vatana millete hayırlı uğurlu olsun:))

http://www.facebook.com/SokakSokakTurkiye  sayfanın linki...Şimdilik sadece benim fotoğraflardan oluşuyor.İleri ki günlerde diğer  arkadaşlarında fotoğraflarını ekleyeceğim.Yarın gece yola çıkacağım için zaman ayıramıyorum.İnşallah dönünce daha fazla zaman ayırarak arşivi genişletiriz.



siz yurdumu sokak sokak fotoğraflayın, ben biriktireyim, arşivleme işlemini üstleneyim dedi..

Teşekkürler Ays..


HAYDİ PAMUK ELLER DEKLANŞÖRE...


Hani 'Porselen Demlik Çay Saati etkinlikleri' diye harika bir dayanışma var ya, neden birde '1.Türkiye'm Objektiflerde' fotoğraf çekme kampanyası yapmayalım ki..

Neden birçok memleket fotoğrafını tek bir portalda toplamayalım ki..

Neden; 'Burnunda Anadolu'm Kokan' vatanından uzakta yaşayan hasret yürekleri, sokak-sokak, il-il yeni fotoğraflarla diyarı memleket de gezdirmeyelim ki..

Neden?..

Yaparız değil mi?..
Bir deklanşör de biz atarız değil mi?

Bak üç beş resim kopyaladım buraya netten, ne kaynak belli, nede çekildiği zaman..

Haydi yeni resimler çekelim..
Haydi Ülkemizin fotoğraf arşivini daha da  genişletelim..

Bak daha tek bir fotoğrafını bile koymadığım nice ilimiz var sırada. 
Bak! daha nice dost var bahsetmediğim, çektiği fotoğraflarla bize çeşitli yurt köşelerimizi dolaştıran.

Bak! daha İstanbul fotoğrafları var sırada, iki kıtayı birbirine bağlayan, diğer kıtaları kıskandıran..




BOĞAZ KÖPRÜSÜ havadan



Kıyısından..



GECE'nin Koynundan...



RUMELİ HİSARI-İSTANBUL

Kıyıda TOPKAPI SARAYI, AYASOFYA CAMİİ VE 6 MİNARELİ SULTANAHMET CAMİİ
İSTANBUL

SULTANAHMET CAMİİ-Dripta'nın Objektifinden..




KIZ KULESİ-İSTANBUL



Boğazın İncisi ORTAKÖY CAMİİ

Haydi dostlar kampanyaya..
İl il, sokak sokak memleketimizi fotoğraflamaya..Bakalım ne kadar yeni fotoğraflar çekip biriktireceğiz..

Zaman sınırı yok. Çek, Ays'a haber ver, o da İl-il arşivlesin..

Haydi dostlar kampanyaya...
Şimdiden teşekkürler hepinize...

05 Kasım 2012

İŞTE O DÜNLER, GEÇMİŞTE KALAN GÜNLER.. -35




KARAOĞLAN'ım.. -35



Al-tay-dan-gel-en-yi-yit,
cık olmadı.
Al-tay-dan-ge-len-yığğ-it,
cık yine olmadı..

Baba, bu ne ya?.
Bu nasıl okunuyor. Okuyamıyorummmm.:( Burada ne yazıyor?.

Altay'dan gelen Yiğit..

Babam beni sinemaya getirdi. Annemde var bir gerginlik. Mahallede var bir düğün telaşı. Birde bahar mı yaz mı tam hatırlamıyorum ama havada boğucu bir sıcak. İzmir'in sıcağı. Babam hadi biz çıkalım azıcık dolaşmaya dedi..

Biliyorsunuz; babam öğleden sonraları ikindiye yakın saatlerden itibaren boş. Çalışmıyor..Pulları sayıyor, hesap yapıyor, evin eksiği gediği ile uğraşıyor. Genellikle de bir iki saat gündüz şekerlemesine yatıyor.

Bugün uyumadı herhalde. Çünkü hatırladığım kadarı ile hafta arası bir gündü ve ikindi matinesine götürdü beni.. Kendi de severmiş böyle filmleri.

Daha önce sinemaya gitmedim. Sinema, sinema diye duyuyorum ama, tam nedir bilmiyorum. Sinemanın önünden geçtim, afiş nedir gördüm. 

Geçtim mi, gördüm mü bak işte tam emin olamadım şimdi. İlk sinema deneyimimden sonra mı gördüm yoksa afiş denen kağıtları, karıştırmış olabilirim..



Önce babam sinema hakkında bana ön bilgi verdi:
*Şimdi filme bilet alıp içeri gireceğiz. Teşrifatçı (o ne ki?) amca yerimize oturtacak bizi. Filmin başlama saati geldiğinde önce birinci zil çalacak. Işıklar kapanacak, perde açılacak yerinize oturun anlamında. Sonra içerinin şavkını kesecekler, kapkaranlık olacak, karşıda gördüğün perdeler açılacak arkasından beyaz bir duvar çıkacak tüm bu olanlardan sakın korkma. Sonra 2. zil çalacak film başlıyor diye ve tam karşında çıkan beyaz duvara (ona beyaz perde denir), arkandan kafanın üstünden geçen bir ışık demeti yansıyacak ve   önce yazılar çıkacak sonra adamlar oynayacak, konuşacak, hareket edecek. Sakın konuşma, seyret. Bakalım hoşuna gidecek mi sinema?.








  Biletlerimizi aldık, içeri girdik. Teşrifatçı amca biletlerimize bakıp yerimizi gösterdi bize. Bir yığın sandalye sıralanmış. Sandalyeler birbirine telle bağlı. Ama her sıra ayrı renk. Biz hangi renge oturduk pek hatırlamıyorum. Çoğu yer doldu..Adamlar, genç delikanlılar, çocuklar. Bir bölüm de 3-5 adam ve kadın var. Orası aile bölümüymüş. Zil çaldı, ışıklar kapanırken yavaş yavaş perde de hareket etmeye ve açılmaya başladı. Hiç korkmadım. Nefes bile almadan karşıya bakmaktayım..İyice karanlık oldu. Tepemden toz zerrecikleri kalın bir ışık yolu gibi süzülüyor. Beyaz perde üzerinde önce silik, sonra daha net yazılar yazmaya başladı. Hafif bir müzik geliyor kulağıma. Müziğin sesi yükseldi. Biraz korkunç. Ama korkmayacağım.

Aaaa yazıların arkasında resim çıktı. Bir at ot yiyiyor. Bir delikanlı oğlan yatmış otların üstüne gülümseyerek ona bakıyorrr. Ayağa kalktı ata bindi. Müzik çok şiddetli, birde atın nal sesleri. 

Dıgıdık, dıgıdık, dıgıdık.




Çok severim atları. Ama at-mat istemem. At istersem annem döver beni. Bak işte bu sana ait tahta at, al biraz çitme tat...der belki. Ben at-mat istemem. Bana annem at almadı, tahta at yapmadı diye babam da atlı filme getirdi beni..



Konuşmalar, koşuşturmacalar. Başka adamlar da çıktı perdede. Oğlan herkesle kavga ediyor. Babam fısıltıyla düşmanlarını yeniyor dedi bana.

Karaoğlan, 13. Yüzyıl'da yaşamış bir Uygur Türkü olup, Cengiz Han'ın hizmetinde bir silahşördür. Uzun siyah saçlı, delişmen bir oğlandır. Yakışıklı ve çapkındır. Bazen babası Baybora Alp ile, bazen kadim dostu Çalık ile, bazen de yalnız vaziyette Çin'den Hindistan'a, Bizans'tan Arabistan'a kadar uzanan bir alanda dolaşır durur. "Canını Albızlar alası Camoka"yı gördüğü anda eli kurt başlı kılıcına gider.

Kurtbaşlı kılıcı, kapkara yağız atı ve tatlımı tatlı şirin sevdiceği 'Bayırgülü'..

Bayırgülü'nü korudu Karaoğlan. Bayırgülünü ve onun hancı babasını.

Düşmanlarını yendi.. Yaşasınnn, yaşasın.





   
Altay'dan geldi. Kahramanca dövüştü. Kralı Cengiz hanı; düşmanlarına karşı savundu. Oda en çok babası Baybora Alp'i seviyor. Tıpkı benim gibi. Bende en çok babamı seviyorum.

Annesi yok Karaoğlan'ın. Benim var da çok mu seviyor sanki beni?.

Onu seven çok kız var. O sadece Bayırgülü'nü seviyor. 

Beni seven az kişi var. Beni de sadece babam seviyor. 

Bu durumda şimdi babam mı Karaoğlan, benmi Bayırgülü'yüm bilemedim.

Fakat kesin eminim ki, ben Karaoğlan'ı da,  sinemayı da çoook sevdim.

Şimdi yeni bir Karaoğlan olacakmış beyaz perdede:





Bu o işte. Yeni Karaoğlan..

Benim Karoğlan'ım ise en kahraman...





Çünkü o; hem Kartal, hem de Tibet..
O Baybora'nın oğlu,  ben ise babamın kızı..









  

01 Kasım 2012

GALATA'lı DEĞİL, GALETA'lıyım..


3 çeşit Peynirli ve Patatesli Börek..


Fırında..


Masada.

Sabırsız birinin tabağında...

Malzemeler: 

1kg.yufka, 5 haşlanmış patates, 1 kase lor, yarım kalıp beyaz peynir, 1 su bardağı rendelenmiş taze kaşar, taze nane, maydanoz, tuz, karabiber, 1 çay bardağı zeytin yağı, 1 tahta kaşık tereyağ, 1 çay bardağı su, 1 su bardağı galeta unu.

Yapılışı: 

-Patatesleri rendeleyelim.
-Lor, beyaz peynir ve rende kaşarı patatese ekleyelim.
-Nane, maydanoz ve baharatlarını da ekleyelim.
-Zeytinyağını iç harca döküp karıştıralım.
-Bir yufkayı serelim. Üstüne eritilmiş tereyağı gezdirip ikinci yufkayı üstüne koyalım. Aynı şekilde üstüne tereyağı gezdirip 4'e bölelim.
-Her bir parçanın kalın tarafına patatesli harçtan koyup kenarlarını içine katlayıp saralım. Diğer 4 yufkayı da aynı şekilde hazırlayalım.
-Sardığımız börekleri önce suya batıralım, sonra galeta ununa bulayalım.
-Eğer acelemiz yok ise tepsiye dizdiğimiz börekleri buzdolabında 1 saat bekletelim. 200 derece önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 1 saat pişirelim.

Afiyet olsun..

Not: Aslında bu tarifi Oktay Ustadan öğrendiğim bir börekten uyguladım. Hatırımda kaldığı kadarı ile yapıp sizlerle paylaştım. 

Bu tarifimi 77.Porselen Demlik Çay Saati Etkinliği için Gelibolu17 ye gönderiyorum..