karaoğlan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karaoğlan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Kasım 2012

İŞTE O DÜNLER, GEÇMİŞTE KALAN GÜNLER.. -35




KARAOĞLAN'ım.. -35



Al-tay-dan-gel-en-yi-yit,
cık olmadı.
Al-tay-dan-ge-len-yığğ-it,
cık yine olmadı..

Baba, bu ne ya?.
Bu nasıl okunuyor. Okuyamıyorummmm.:( Burada ne yazıyor?.

Altay'dan gelen Yiğit..

Babam beni sinemaya getirdi. Annemde var bir gerginlik. Mahallede var bir düğün telaşı. Birde bahar mı yaz mı tam hatırlamıyorum ama havada boğucu bir sıcak. İzmir'in sıcağı. Babam hadi biz çıkalım azıcık dolaşmaya dedi..

Biliyorsunuz; babam öğleden sonraları ikindiye yakın saatlerden itibaren boş. Çalışmıyor..Pulları sayıyor, hesap yapıyor, evin eksiği gediği ile uğraşıyor. Genellikle de bir iki saat gündüz şekerlemesine yatıyor.

Bugün uyumadı herhalde. Çünkü hatırladığım kadarı ile hafta arası bir gündü ve ikindi matinesine götürdü beni.. Kendi de severmiş böyle filmleri.

Daha önce sinemaya gitmedim. Sinema, sinema diye duyuyorum ama, tam nedir bilmiyorum. Sinemanın önünden geçtim, afiş nedir gördüm. 

Geçtim mi, gördüm mü bak işte tam emin olamadım şimdi. İlk sinema deneyimimden sonra mı gördüm yoksa afiş denen kağıtları, karıştırmış olabilirim..



Önce babam sinema hakkında bana ön bilgi verdi:
*Şimdi filme bilet alıp içeri gireceğiz. Teşrifatçı (o ne ki?) amca yerimize oturtacak bizi. Filmin başlama saati geldiğinde önce birinci zil çalacak. Işıklar kapanacak, perde açılacak yerinize oturun anlamında. Sonra içerinin şavkını kesecekler, kapkaranlık olacak, karşıda gördüğün perdeler açılacak arkasından beyaz bir duvar çıkacak tüm bu olanlardan sakın korkma. Sonra 2. zil çalacak film başlıyor diye ve tam karşında çıkan beyaz duvara (ona beyaz perde denir), arkandan kafanın üstünden geçen bir ışık demeti yansıyacak ve   önce yazılar çıkacak sonra adamlar oynayacak, konuşacak, hareket edecek. Sakın konuşma, seyret. Bakalım hoşuna gidecek mi sinema?.








  Biletlerimizi aldık, içeri girdik. Teşrifatçı amca biletlerimize bakıp yerimizi gösterdi bize. Bir yığın sandalye sıralanmış. Sandalyeler birbirine telle bağlı. Ama her sıra ayrı renk. Biz hangi renge oturduk pek hatırlamıyorum. Çoğu yer doldu..Adamlar, genç delikanlılar, çocuklar. Bir bölüm de 3-5 adam ve kadın var. Orası aile bölümüymüş. Zil çaldı, ışıklar kapanırken yavaş yavaş perde de hareket etmeye ve açılmaya başladı. Hiç korkmadım. Nefes bile almadan karşıya bakmaktayım..İyice karanlık oldu. Tepemden toz zerrecikleri kalın bir ışık yolu gibi süzülüyor. Beyaz perde üzerinde önce silik, sonra daha net yazılar yazmaya başladı. Hafif bir müzik geliyor kulağıma. Müziğin sesi yükseldi. Biraz korkunç. Ama korkmayacağım.

Aaaa yazıların arkasında resim çıktı. Bir at ot yiyiyor. Bir delikanlı oğlan yatmış otların üstüne gülümseyerek ona bakıyorrr. Ayağa kalktı ata bindi. Müzik çok şiddetli, birde atın nal sesleri. 

Dıgıdık, dıgıdık, dıgıdık.




Çok severim atları. Ama at-mat istemem. At istersem annem döver beni. Bak işte bu sana ait tahta at, al biraz çitme tat...der belki. Ben at-mat istemem. Bana annem at almadı, tahta at yapmadı diye babam da atlı filme getirdi beni..



Konuşmalar, koşuşturmacalar. Başka adamlar da çıktı perdede. Oğlan herkesle kavga ediyor. Babam fısıltıyla düşmanlarını yeniyor dedi bana.

Karaoğlan, 13. Yüzyıl'da yaşamış bir Uygur Türkü olup, Cengiz Han'ın hizmetinde bir silahşördür. Uzun siyah saçlı, delişmen bir oğlandır. Yakışıklı ve çapkındır. Bazen babası Baybora Alp ile, bazen kadim dostu Çalık ile, bazen de yalnız vaziyette Çin'den Hindistan'a, Bizans'tan Arabistan'a kadar uzanan bir alanda dolaşır durur. "Canını Albızlar alası Camoka"yı gördüğü anda eli kurt başlı kılıcına gider.

Kurtbaşlı kılıcı, kapkara yağız atı ve tatlımı tatlı şirin sevdiceği 'Bayırgülü'..

Bayırgülü'nü korudu Karaoğlan. Bayırgülünü ve onun hancı babasını.

Düşmanlarını yendi.. Yaşasınnn, yaşasın.





   
Altay'dan geldi. Kahramanca dövüştü. Kralı Cengiz hanı; düşmanlarına karşı savundu. Oda en çok babası Baybora Alp'i seviyor. Tıpkı benim gibi. Bende en çok babamı seviyorum.

Annesi yok Karaoğlan'ın. Benim var da çok mu seviyor sanki beni?.

Onu seven çok kız var. O sadece Bayırgülü'nü seviyor. 

Beni seven az kişi var. Beni de sadece babam seviyor. 

Bu durumda şimdi babam mı Karaoğlan, benmi Bayırgülü'yüm bilemedim.

Fakat kesin eminim ki, ben Karaoğlan'ı da,  sinemayı da çoook sevdim.

Şimdi yeni bir Karaoğlan olacakmış beyaz perdede:





Bu o işte. Yeni Karaoğlan..

Benim Karoğlan'ım ise en kahraman...





Çünkü o; hem Kartal, hem de Tibet..
O Baybora'nın oğlu,  ben ise babamın kızı..