yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2014

PARMAKLARIMIN UCUNDA ''DERİN bir FIRTINA''






Çok sıkılmıştım. 
Yorulmuş.
Bunalmış.

İşten eve, evde ise derslerin başına..
Ara verince rutin ev işlerine..

Hayat böyle akıp giderken, iki gün oldu daha görmedin diyen bir ses ile irkildim. Sesin geldiği yana koştum, öylece bakakaldım.

Orada duruyordu.
Griydi bulutları.
Dalgalıydı suları.
Sandala atmıştı, kocaman bir hayatı..

Hayat bak!
Dur sen biraz.
Ya da tamam;
Ya sen devam et, ama bir izin ver, sürekli üstüme gelme.
Her gün bir şey çıkarma, bir normal ol, aklını başına topla.
Bak sen devam et, ben şurada ineyim.
Daha doğrusu; hemen şu anda bir uyuyayım, sen yavaşladığında uyanırım.
O zaman uyandır beni..

Fırtına bak!
Sakinleş biraz.
Ya da tamam;
Ya sen es, gürle, ama bir izin ver, savurma, sallama, devirme, itme dalgaların içine.
Her şimşek çaktığında, korkutma, pıstırma, susturma, biraz din, biraz dağıl, aklını başına topla.
Bak sen devam et, ben kıyıma yanaşayım.
Daha doğrusu, hemen şu anda son uykuma yatayım, sen dağıldığında uyanırım.
Her uyuyan, uyanacak bir gün farkındayım..

Griydi, bulutları.
Beyaz köpükleri de vardı.
Körüğü kırmızı, 
Dümeni serbest kalmış besbelli..

Güzel bir kitaptı. Bölümleri vardı..
İlk bölümü Aşk olmalıydı.
Aşk'ı yaşayan 'İnsan', nerede 'Yaşam', nasıl 'Gelişim', ne zaman 'Mevsimler', nasıl geçti 'Tarih', evrenselliği 'Sanat' ve tabi ki hikayeler yani 'Denemeler'..

*Duymak istediğin gibi duyarsın* demiş ya; kendin yazmış gibi kafana göre sıralarsın. Bencilleşirsin yani.

*Anılarımız biraz kaygandır, tam da gerçek değildir çoğu zaman. 
Ve beynimiz işine geldiği gibi hatırlar. Kendimize yontarız çoğunlukla.
Yani anılarımız ya eksik ya da yanlıştır.
İstersek anılarımızı değiştirebiliriz, üzerinde istediğimiz gibi oynayabiliriz.*

Ne söylense batar bazen demiş ya, öyle işte. Bencillikten yanlış düşünüyor, illa bana inansın dersiniz. 

*Derin düşünmekten kurtulmak için kendimizi belirli kurallar içine sıkıştırırız. Ama ruhumuz daha derinleri arar bazen.

Yüzleşmen, korkularınla ve kendinle yüzleşmen. Ve kendi en saf halini bulman..*

Griydi bulutları,
Fırtına gibiydi sayfaları.
Beyaz da vardı, kırmızı da.
Sade beyaz, ve kırmızı, Derin ise bir fiske mavi.
Hayat ve ölüm yani..

*hayat aslında somut varlığımızla soyut varlığımızın, ruhumuzun bir karışımıdır. Fizikle metafizik, psikoloji ile parapisikoloji, normalle paranormal,

Geçmişle, bugün.*

Sade ve Derin bir ruhun, yüz altmış üç sayfada görünen damlası..

38 bedenlik ruhunu, her gün yine, yeniden, defalarca hayatı koklayarak şarj ediyor. Kendisini sakım sakım saklasa da, aşktan ve sevdadan korksa da, yalnızlıktan hoşlansa da, kendine bir beden büyük gelen ruhunun lezzetli bir aroması var. 

Yeni bir fırtınada, tekrar değecek parmaklarımın ucuna. Biliyorum, hissediyorum.

O aromanın kokusu burnumda, her gün bir çırpıda soluyorum..


Yüreğine sağlık Deep'im.
Benim, bizim, hepimizin,
Derin fırtınası..
Kalemine, yüreğine, gözlemlerine, düşüncelerine, zamanına sağlık..
Ruhunu bizimle paylaştığın için..
Seni seviyorum
Meee'm. 

02 Ocak 2014

KAYITLARA BÖYLE GEÇSİN; BU GÜN 02.0CAK.2014 HAVAM HÜZÜN DOLU, YER YER UMUT BULUTLU, İÇ ORGANLARIM SICAK, KAFAMIN KUZEYİNDE, GÖZ BÖLGESİNDE YAĞMUR VAR.





Meçhule gitti yine iki yolcu..

Sessizce git diye seslenmiştim 2013'e..
Sessizce git, daha fazla kimseyi üzme..

Ben böyle yazarken 31'inin ilk saniyelerinde gece 00.05'de, o yapmış zaten birkaç saat önce yapacağını, yakmış yine bir ailenin canını.

Benim sevgili arkadaşım, Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölüm Başkanı Prof.Dr.Abdullah Soykan elim bir kazada, sevgili eşi; Öğretim Görevlisi Asuman Soykan'ı kaybetmiş. Ben 31 Aralık akşam saatlerinde haber aldım:(.







(Özel) Üniversite Hocasına Otobüs Durağında Beklerken Otobüs Çarptı
31 Aralık 2013 Salı 21:22Yerel
Balıkesir Üniversitesi'nde okutman olarak görev yapan Asuman Özdemir Soykan, dün akşam İstanbul'da geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Soykan'ın, Alibeyköy'de otobüs durağında beklerken bir otobüsün çarpması neticesinde öldüğü öğrenildi.
Balıkesir Üniversitesi'nde okutman olarak görev yapan Asuman Özdemir Soykan, dün akşam İstanbul'da geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Soykan'ın, Alibeyköy'de otobüs durağında beklerken bir otobüsün çarpması neticesinde öldüğü öğrenildi.
Edinilen bilgiye göre, bir süre Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürü olarak da görev yapan Balıkesir Üniversitesi (BAÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Fiziki Coğrafya Anabilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Soykan'ın eşi Asuman Özdemir Soykan, dün Balıkesir'den otobüsle İstanbul'a gitti. Alibeyköy'de inen Asuman Özdemir Soykan, durakta beklerken, gelen bir otobüsün çarpması sonucu olay yerinde hayatını kaybetti. BAÜ Rektörlüğü'ne bağlı Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümünde okutmanlık yapan Asuman Özdemir Soykan'ın ölüm haberi Balıkesir'deki ailesini ve üniveriste camiasını üzüntüye boğdu. Prof. Dr. Abdullah Soykan, eşinin ölüm haberini aldıktan sonra hemen İstanbul'a gitti.
Kazayla ilgili İHA muhabirine konuşan BAÜ Rektörü Prof. Dr. Mahir Alkan, "Maalesef acı haberi aldık. Üniversitemiz Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümünde okutman olarak görev yapan Asuman Soykan'ı İstanbul'da trafik kazasında kaybettik. Öğrendiğimiz kadarıyla otobüsle Alibeyköy'e gitmiş ve burada otobüsten indiği durakta bir başka otobüsün çarpması sonucu kaza olmuş. Çok üzüntülüyüz, başta eşi ve ailesi olmak üzere bütün sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Hepimizin başı sağolsun" dedi.
Bu arada, kazanın ardından Asuman Soykan'ın cenazesinin savcılık talimatıyla otopsi için Eyüp Devlet Hastanesi morguna kaldırıldığı, buradaki işlemlerin tamamlanmasının ardından cenazenin Balıkesir'e getirilerek burada defnedileceği öğrenildi. Aynı zamanda Balıkesir Türk Müziği Korosu'nda solistlik de yapan Asuman Soykan'ın kaza sırasında kızı Alpin'in de yanında olduğu, hafta sonunu Balıkesir'de beraber geçirdikleri kızını İstanbul'a götürdüğü belirtildi.



Asuman'ın naif sesinden 'Nisan yağmuru koydum senin adını' 


Nur içinde yatsın. Mekanı cennet olsun..

Bu son acı haber ile bitti yıl. 2013'ü uğurladık. 2014 herkese, ama herkese mutluluk getirir inşallah. Gerçi her yıl; buruk başlarız biz evimizde yılın ilk günlerine. Tam 14 yıl önce eşim 31 aralık gecesi mide kanaması ile başlayan rahatsızlığının artması üzerine hastaneye kaldırdığımız, bütün kan takviyesi, tedavi ve bakıma rağmen kaybettiğimiz ağabeysini kaybetmişti..Duygusal Özürlü, ama insan gönüllü ağabeyini..

http://yazyam.blogspot.com/2012/01/gitmesini-izlemek-mi-zor-kalamayacagini.html




Onun ağlayanı da azdı, uğurlayanı da. Garipti, giderken de, yaşarken ki gibi. 
Ama ben çok ağladım, çok dua ettim. Çook üzüldüm onu yolcu ederken.
Gitmesini izlemek mi zordu. Kalamayacağını bilmek mi?.
Onun gitmesi gerekirdi. Onun ruhu burda mutlu değildi. 
O, ebedi mutluluğuna gitti.
Dün onun ölüm yıldönümüydü.
Hala onu hatırlayan bir kardeşi var birde ben.
Mezarındaki otları yolan, çiçeği sulayan kardeşi,
Cemaatinden de bir kişi..

Kardeşi bugün yine onunla..Gitti mezarındaki otları yolmaya, dualarını başucunda okumaya..

Asuman gökyüzü demek. Masmavi gökyüzü..
Haluk temiz huylu, iyi ahlâklı, insaniyetli, geçimli kimse demek..

Bu iki güzel insan şimdi meleklerle beraber..

Bu gün havam soğuk, yine de gökyüzünde titrek ışıklarını üstümüze salmış, şirin bir güneş var. Dilerim beni, sizi, tüm dünyamızı yakmadan ısıtır..

Güzel günler gelsin artık..
Huzurlu, mutlu, güzel günler..

Hava nasıl olursa olsun, sizin havanız güzel olsun değil,
Bizim havamız nasıl olursa olsun, yaşayacağımız âtinin havası güzel olsun ki;

Batan güneş de güzel olsun. Doğacak güneş de güzel doğsun..

Dünya, daha yaşanılası olsun..



Batan Güneş.
Yıkmadan, yormadan, çok fazla acı salmadan, usul usul batan güneş..

Doğan Güneş.
Umudu getiren, mutluluğu getiren, hayatı yeşerten güneş..

Yaşamaktan asla vazgeçilemeyecek,
Güzel Günler için..
Hoş geldin yeni yıl, yeni umutlar, yeni mutluluklar..