usturmaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
usturmaç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

06 Nisan 2012

İŞTE O DÜNLER, GEÇMİŞTE KALAN GÜNLER.. -15



Usturmaçlar sağır edecek.. -15

KARŞIYAKA Sahil yolu.
Vapur iskelesinin sol tarafına gideceğiz bu gün yani otobüsün tam aksi istikametine.

Yine vapura bindik. Yine Karşıyaka'ya geldik. Bu defa (benim hatırladığım ilk ziyaret) ablama, ablamın evine, gelin olup gittiği yere ziyaretimiz.

Sabaha dönersek: annemin ablasının (Hediye Teyze) küçük kızı Aysun abla, onun çocukları ve başka kimlerin olduğunu bir türlü hatırlamadığım akraba ve komşu hep birlikte gidiliyor. 


Arap Fırını Caddesi.
Manolyalı ev. 

Arap Fırını Caddesinde yürüyoruz. Kırmızı yangın tulumbasının oradan döneceğiz. 


Benim için her ayrıntısı önemli  olan o sokaklar, start mahallem, bölgem..

Köşeyi dönünce 1.Beyler sokağındaki Sakarya İlk Okulunun önünden geçiyoruz. Birkaç ev sonra iki katlı bir bina gördüm. Binanın bahçesinde okulda olduğu gibi bayrak direği ve bir çok merdivenle çıkılan açık bir giriş kapısı var. Bayrak kıpardamıyor bile.

'Konak Çocuk Kütüphanesi' yazıyor üstünde. Bütün harfleri sırasıyla aklıma yazdım. Akşam bababama sorarım, nasıl soracaksam. Haa tamam, kağıda çizerim harfleri babamın hesap kalemiyle, o da okur bana.

Hava sıcak, nemli. Karşıyaka'ya ilk giderken bu sokaklarda, bir tek kolonyacıya dikkat etmişim demek ki. Ne okulu, nede çok merdivenli binayı görmüşüm. Köşedeki basma-pazen satan iki merdivenle inilen bodrum katındaki  Sümerbank Satış dükkanını bile farketmemişim.
  
Yolun sonundan sola döndüğümüzde, kısa bir bağlantı sokağı var. Bu sokaktan, Gülseren ablaya giderken bol bol kokladığım Aktaş Kolonya'larının bulunduğu binanında önünden geçtik bile. Artık Kemeraltı'ya çıkacak 2.Beyler sokağında ilerliyoruz. 2.Beyler sokağı; mobilyacıların, matbaacıların, davetiye ve nikah şekerleri satan dükkanların, yün ve orloncuların, eczane, kitap ve kırtasiye dükkanları ile gece kıyafetleri ve birkaç konfeksiyon mağasından sonra, Kemeraltı'na çıkan işlek bir sokaktı.

2.Beyler sokağı, Kemeraltı'ya çıkan bu güzel sokağın 1970 yılı görüntüsü.
Teşekkür ederim wow TURKEY.com.

Bundan sonra sık sık geçeceğimiz bu sokakları, her binayı, her dükkanı aklıma yazmaya çalışıyorum. Biraz zor ama nedeni; 1.Beyler sokağında, bir yanda arkası görülmeyen yüksek duvarlar, bir yanda okul, Konak Çocuk Kütüphanesi, köşede ise Sümerbank var. Yani ezberlenecek şey az. Halbuki, 2.Beyler sokağı hem daha uzun, hemde çok tabela var. Hepsini ezberlemem mümkün değil. Göz hafızama yerleştirmeye çalışıyorum. Yeni şeyler öğrenmek, başkasının dikkat etmediği ayrıntılarla ilgilenmek hoşuma gidiyordu o zamanlar.

Diğer çocuklara göre ben daha yaramazmışım. Nedeni; çok soruyorum. Çok meraklıyım. Öğrenmek, öğrenmek, öğrenmek istiyorum.

Çokda laf dinliyorum. Kim, kimle ne konuşuyor. Acaba annem benimi anlatıyor?. Çitlenbiği bende çok seviyorum diyecek mi?. Ablam kadar benide sevdiğini bir kere, bir kere söylecek mi?. Ne yapıyor olursam olayım, kulağım seslerde, sözlerde.

Konak vapur iskelesindeyiz bir kez daha. Biletlerimizi aldık. Dediğim gibi kalabalık bir grubuz yine. Kimler olduğunu fazla hatırlamasamda kalabalık olduğumuzu net hatırlıyorum.



Aaa. İki vapur yan yana duruyor. Ne güzel, ne güzel. Vapurlara binenler, Pasaport'ta gideceklerse, hemen kalkacak ikinci vapura geçiyorlar, Karşıyaka'ya transit gitmek istiyorlarsa bindikleri vapurda kalıyorlar.

Biz bindiğimiz vapurda kaldık, yani Efes'de.

  
Keşke bizde geçseydik ikinci vapura. İnşallah da geçeriz, bir gün.
Efes'in görevlisi ve Sur'un görevlisi halatları çözüyorlar. Sur'daki görevli:
-Hadi be lostromo, at palamarları, usturmaçlar sağır edecek. ???
(hadi be baş tayfa, at halatları, vapurların iskeleye sürtünmesini engelleyen lastik balonlar -bazende araba lastiklerinden olur-ın  sesi sağır edecek.)  


balon usturmaçlar.


Şerit lastik ve araba lastiğinden usturmaçlar.
 
Tüm bunları dikkatle dinliyorum, anlamıyorum. Çok sonraları öğrendim anlamlarını.
-Çözdüm işte, al.
Sur, hem kendini hem bizi titreterek kalktı.

Tüm bunları ben nasıl gördüm?. Nasıl duydum.
Ben nerdeyim, cam kenarındamıyım?. Hayır, ben daha doğrusu hepimiz yan güvertede, açık havada, köpüklere, martılara ve bulutlara daha yakın yolculuk yapacağız bugün.


Yan güverte.

Annem çok sıkı tembih etti. Asla yaramazlık yapmamam gerekiyor. Yaramazlık yaparsam beni tuvalete kapatacağını söyledi.
Ben evimizin en çok tuvaletini sevmiyorum. Fareler var. Çok kötü bağırıyorlar. Aslında komşularda farelerden dertliymiş. Herkes kapan veya fare zehiri alıyor. Bizimkilerde aldı.

Yaramazlık ne peki, ben oturuyorum, kendi kendime 'huh ne pişirsem' oynuyorum, eğer babam yanımızda değilse ve benimle oynayacak biri yoksa çok soru sormuyorum. Evin içinde koşmuyorum, zıplamıyorum. Başka çocuklar gibi divanın altına girip oturanların ayaklarını gıdıklamıyorum.

Sadece konuşanları dinliyorum. Başımı okşayan, yanağımdan acıtmadan makas alan, beni seven herkese kedi gibi sokuluyorum. Ne kadar zeki olduğumu, diğer çocuklardan akıllı olduğumu fark ettirme çabasındayım. Aslında diğer çocuklardan ne daha akıllıyım, nede daha zeki. 
Sadece sevilme ihtiyacımı karşılayabilmek için çaba sarf ediyorum.

Yanımızda, Aysun ablanınkiler hariç başka akrabalarımızın yada komşularımızın benim yaşımda çocukları varmı bilmiyorum, hatırlamıyorum. 

Bu gün sadece denizi seyrediyorum. Dalgaların sesini dinliyorum. Köpük tutmaca bile oynamadım. 

Ablamlar bize yemeğe geldiği günden beri annem onu görmedi. Çok özledi ablamı, çok. Şimdi ona sarılacak, saçlarını koklayacak. Sarılacak, sarılacak. Sımsıkı sarılacak belkide ablama.

Kolum acıyor. Şu annemim kollarımı cimcikleme huyu olmasa aslında iyi kadın. O beni sevmiyor. Ben onu seviyorum. Anneler sevilmezmi.

Ablama sarılacak gidince, öpecek onu. 
Keşke vapur yolculuğu hiç bitmese bu gün. Köpük bile oynamak istemiyorum.

Bugün çok uslu olmalıyım, ablamın evine ilk kez gidiyoruz..
Çok uslu olmalıyım, çok. Yoksa tuvalete kapatır beni.

Korkuyorum, kolum acıyor. Yaramazlık yapmamalıyım. Yapmayacağım. Bu gün çok uslu duracağım.. 


Sadece iki resmim var. Birde ablamın düğün resmi. Bazen kendimi, yüzümü, kimbilir belkide gözlerimdeki hüznü hatırlamam gerekiyor. Hatırlamalıyım ki izleri nelermiş anlayabileyim, anlatabileyim. O yüzden, gerçek olan fotograflar arıyorum,  hatırlamama yardımcı olsun diye. Buluyorum çoğunlukla. Bulamadığımda tekrar tekrar aynı resimlerden faydalanacağım. Hatırlamak için resimlere ihtiyacım var.



İşte yaklaştık Karşıyaka'ya.
ÇOK USLU DURACAĞIM.
Ne kolum bir kere daha acıyacak, ne farelerin sesini kulaklarım duyacak. 

./..