sarmalanmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sarmalanmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

07 Haziran 2012

İŞTE O DÜNLER, GEÇMİŞTE KALAN GÜNLER.. -24



Size ne kadar geldi yokluğum, örtülü teyzenin yanında, koynunda ne kadar uyudum?.

Bir haftamı, on beş gün mü?.. Daha mı az, daha mı çok?.

Ne kadar kaldılar bizde, karşılaştığımız anda mı sarılıp ağlaşmıştık, ayrılırken mi?.

Kavakların gölgesinde kalan bir tren istasyonunu, ağlayan beyaz baş örtülü kadını, kompartmanı, peynir kokusunu, bozulan treni, dağlardaki çiçekleri, rayları, Basmane'yi, Mukaddes ablayı, ninni sesini, alaca karanlığı, rüzgarın fısıltısını, kumruların kıkırdamasını, bu evdeki ilk günümü, tuvaleti bulamadığımı, karşımda gülen ablam ve annemi birde çirkin maymun dedikleri günü hatırlayabiliyorum da (hemde daha küçüktüm o zaman);

niye örtülü amca ve ve kasketli teyzeyi!!! öffff bak yine yanlış dedim, keşke adlarını bilseydim...,
örtülü teyze ile, kasketli amca ile ilk karşılaşmamı, ayrılmamı, neler hissettiğimi, yanlarında ne kadar vakit geçirdiğimi (de ......de, ....da, ....da) hatırlayamıyorum:(. 

Keşke, keşke, keşke hatırlasaydım.. 

Hatırlamıyorum ama.   


Beynimde; yeşilli, sarılı, kırmızılı, beyazlı onlarca görüntü. 
Bir kısım var ki, orası simsiyah. 
Tüm hatırlayamadıklarım orada sanki.

Sanki bir ip koptu, parçalandı, boşluk oldu,


sonra ip bağlandı, düğümlendi, birbirine kavuştu.. Tıpkı ben gibi.

Şimdi minicik avuçlarımda yeşil bir fidan var. Onu kalbime ekeceğim. Büyümesini bekleyeceğim.

Yeşil fidan; beklemek demek, özlemek demek. 
Toprak; sevgi, birazda ana kokusu gibi.

O fidanı kalbime ekmek ise, kavuşmak gibi..
Sarılmak gibi, sarmalanmak gibi... 

./..