pişmiş peynir. çökelek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pişmiş peynir. çökelek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2013

İŞTE O DÜNLER, GEÇMİŞTE KALAN GÜNLER.. -42



Puf Böreği (ve annem galiba seviyor artık beni).. -42 

İnciraltı'ndaki Puf Böreği bitmiş ama elifinterazisi'nde bana yetecek kadar var.:)


Bu kötü alışkanlığı neden,nerede veya ne zaman kazanmıştım hatırlayamıyorum..

Hiç kimsenin evinde pişmiş yemek  yemezdim ben. Daha doğrusu tanımadığım insanların evinde yiyemezdim. İlk kez gördüğüm yemekleri. İlk kez tadacağım lezzetleri. Yiyemezdim taa ki Puf böreğine kadar.

Gülseren Ablalarda kekleri, börekleri yiyişimi, ablamın evindeki Zülbiye'yi, Havanım teyzelerde sık sık yaptığımız kahvaltı ve öğle yemeklerini düşününce; yaşadıklarımı anlatırken sırayı şaşırdığımı fark ediyorum şimdi. 

Tanıdıklarımın evinde bir şeyler yiyebiliyordum, kiminin evinde ise ilk kez gittiğim için yiyemiyordum. Birde pişen şeyin ne olduğu, görüntüsü ve muhteviyatına göre de yeme tercihim değişiyordu herhalde. Her neyse.

Akrabalara yatıya gitme haricinde, tanıdıklarımıza, ya günü birlik yada en fazla 1 günlüğüne giderdik. Benim için evden götürülen zeytin-ekmek ve gittiğimiz evden yediğim meyve, sebze, salata ile günü bitirirdim. Asla pişmiş yemek, börek-çörek, hatta ekmek  yemezdim. Büyük ihtimal sorunum kokuydu. 

Yemek kokusu, işkembe kokusu, et kokusu, peynir kokusu..Beni etkileyen peynirin ıslaklığı vardır ya, birde kendine has kokusu, o işte.

İnciraltı'nda babamın boğulduğu gündü galiba. Yada başka bir bahçe, başka bir zaman. Bilmem. Güzel bir sofra hatırlıyorum. Ve bir iki gündür aynı evdeyiz. Yanımızda benim için götürülmüş zeytinyağlı yemekler bitmiş. Zeytin ekmek de bitmiş. Hem de dün. 

Karnım çok acıkmış. Büyük bir sofra.. Evet evet hatırlıyorum, orası İnciraltı. Gölgede bir salıncak. Duvar dibinde bir sedir. Ceviz ağacının altındaki büyük tahta masada kar gibi masa örtüleri. Üstü envai yiyeceklerle dolu. Evin hanımın elinde bir tencere ve maşa, sofra başında bekleyenlere börek dağıtıyor. Güzel bir böreğe benziyor. Mis gibi kokuyor. Yeni kızartılmış, sıcacık..Güneş gibi sıcak. Babam gibi sıcak.





Kızarmış hali tatbilir.com'dan:)

Ben börek istemem. Önce sofradaki erkeklere, sonra kadınlara daha sonrada genç ve çocuklara birer ikişer börek veriliyor.. Ben yemem. Bizim olmayan yiyecekleri yemem..

*Bu zeytinler bizim mi anne?.
*Bizim bizim ye.
Bizim ki bitmişti. Annem niye böyle dedi ki?. O bizim mi, bu bizim mi derken ne börek kaldı, ne çörek. Ekmek de bitti, zeytin de. Herkes doydu, ben yarı aç.

*Anne ekmek kaldı mı?.
Yarım dilim ekmek buldular bana. Bir domat ile yedim. Bizim ekmek gibiydi. Annem kızgın. Gözleri çakmak gibi. Parlamaya hazır ama babam var. Konu komşu, hane halkı oldukça kalabalık. Kızmaz şimdi.

*Anne, sizin yediğiniz börek güzel miydi?. Ben doymadım anne. Bir tane börek yiyeyim mi anne?.
*Zıkkımın dibini ye. Herkesle birlikte yemezsin. Sonra böyle aç kalırsın.

Çaktırmadan da atıverdi koluma bir cimcik.

Haklıydı annem. O sıralar beş yaşında mıydım. Birazcıcık daha mı büyük?. Yoksa daha mı küçük. Sofrada yemeliydim. Çok haklıydı çok. Sofrada karnımı doyurabilirdim. İnadımdan yemedim galiba. Börek mis gibi kokuyordu, yiyebilirdim. Kurabiye, ekmek, çekiçte zeytin, kekikli yağ, domat, reçel birde tabi ki çörekotlu çökelekli sahanda yumurta. Niye yemedim ki?. Niye, niye.. 

Kaçırdım bunların birçoğunu. Yiyemedim. Yemedim. Burnumda güzel bir börek kokusu. Hani sabah hamurunu mutfakta yufka gibi kocaman açtılar, yarısının içine öbek öbek peynirli maydanozlar koydular. Kalan yarıyı peynirli yarının üzerine kapattılar. Peynir öbeklerinin kenarlarından bakır kapak veya çay tabağı ile kesip yağda kızarttılar.

Nasıl yerim ben onu. Bir kere annem yapmadı. İkincisi içinde peynir var. Lakin kötü kokmuyor. Bilakis mis gibi kokuyor. Acaba boş da yapmışlar mıdır?. Peynirsiz mesela. Öğlene de kızartırlar mı?. Mutfağa gitsem, ben hiç yemedim desem, boşundan peynirsizinden var mı desem verirlermi ki?. Mis gibi kokuyordu. Et gibi, tavuk gibi. Asla peynir gibi değil..


    
Gözlerim dolu dolu. Usulca sofrayı toplayanların arasına karıştım. Mutfağın kapısına kadar yanaştım. Annem içeride. Şaşırdım söylediklerine:  
*Güzel gelinim diyor. Çocuk bir şey yemedi doğru dürüst sofrada. Börekten masada iken istemedi, şimdi de canı çekti. Börek kaldı mı hiç?.

Bu arada; annem de çok vicdansız değilmiş. 
Arada sırada da olsa küçük kızını severmişşş. 
Bak benim için ev sahibinden börek bile istermiş..

*Ah hanım annem, şu yarım börekten başka kalmamış. Biri ısırmış ucundan bırakmış.

*Tühh! cins çocuk, yemez onu.
*Yerimmmmmm!. Yerim. Ben o yarım böreği yerim. Başkaca kalmamış çünkü..
*Yerim!!!. 

Başkasının pişirdiğini de yemezdim, ısırdığını da. Ama işte bu kez canım çekti. Yiyeceğim.

Peynir kokmuyordu. Hala biraz sıcaktı, yani ılık ve peynirsi peynirsi kokusu yoktu. İlk defa peynir yiyorum. Demek ki pişmiş peynir güzelmiş. Çökelekli yumurta da güzeldir o zaman.

Pişmiş peynir oldukça güzelmiş. Böreğin içinde pişince çok çok güzel olmuş. Başkası yapsa da, sıcacık börek çok lezzetli imiş. Puff puf. 

Kokusu, tadı bir ömre bedelmiş..