peynir kokusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
peynir kokusu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Mart 2012

İŞTE O DÜNLER, GEÇMİŞTE KALAN GÜNLER.. -10


Yemek Daveti.. -10


Seksek oynarken düşmüştüm ya, ellerim hala acıyor. Yüreğim acıyor. Dizlerim acıyor. Ellerim acıyor. Hepsinden önemlisi yüreğim acıyor.
Annem beni sevmiyor. Havanım teyze bile okşayıp seviyor beni de bir annem sevmiyor. Başımı okşamıyor. Belki de seviyordur kimbilir..

Her neyse, bu akşam damat sofrası hazırlanacak bizim evde. Ablamlar el öpmeye gelecekler.
El öpülecek diye bu kadar çok yemek yapılır mı?. Bende öperim ne var ki..
Mahallenin bütün çocukları dışarda. Annem benide yolladı. Ayağımın altında dolaşma, fazla da uzaklaşma dedi. Aslında ben içerde kalmak istiyorum bu gün. Mutfaktan her ziyafet gününde olduğu gibi güzel kokular geliyor.


Bunlar bizim komşularımız değil. Ama bizimkilerde böyle neşelilerdi..
Komşular yardım ediyor anneme. Kızartmalar yapılıyor, böreklik hamurlar yoğuruluyor. Kompostolar pişti bile. Ayla'nın annesi akşam buz verecek bize, kompostonun içine atmak için.

Babam erken geldi bugün. Canım benim. Sevgili babam, sabahın köründe evden çıkar, bir gün önce aldığı damga pullarını (sanayide, toptancı sebze halinde, özel bankalarda) satar, sonra Maliye'ye gider mühürlenmiş pul kutularından kaç kutuya ihtiyacı var ise alır, bir gün önceki kutuların mühür uçlarından kestiği kurşunları da sattıktan sonra akşam üzeri eve gelirdi. Gençliğinde fırıncıymış. Sonra yaptığı işlerde hep iflas etmiş, dolandırılmış, kandırılmış. Bu evi aldıktan sonra pul satıcılığına başlamış. Olabildiğince güzel geçindirirdi kazancıyla. Çok değilsede, her şeyimiz vardı şükür.


Eve gelir gelmez gecikmiş öğle yemeğini yer, sonra elinde kalan pulları sayar, kazandığı parayı, ertesi günün sermayesini, ayrı ayrı hesaplar, sonra yeni kutuların iplerini, mühürlerini söker, kurşunları keser bir torbaya doldurur, iş zamanlarını böylece evde noktalardı babam. Canım babam. 

Tanıdığım ilk babam, annem sevmezdi ama babam severdi beni. Canım babam, sevgili babam.
Bugün erken geldi satıştan. Hesabını yaptı, işini bitirdi. Ayak altında dolaşmamak için yukarı yatak odasına şekerleme yapmaya çıktı.

Çok acıktım. Kapıdan bakıp, koklayıp tekrar camın önünde serili kilimimin üstüne dönüyorum. Neler pişti neler. Ama acıktım desem annem kızar. Babama bile bir tabak çorbadan başka birşey vermedi bu gün, banamı verecek.

Akşam üzeri, Sevinç abla, Sevgi abla, ablam ve Müzeyyen teyze birlikte geldiler. Akşam eniştem, onun eniştesi Yılmaz bey ve Fadıl bey amca  birlikte gelecekler.

Beyler geldi. Sofralar kuruldu. Masanın etrafına sandalyeler dizildi. Annem yemekleri koyacakmış oturmuyor, bana ise oturacak yer yok. Oda küçük. Masa küçük, herkese oturacak yer var, bana oturacak yer yok.

Normal şartlarda bir-iki çocuk daha olsa alınmam, gücenmem, üzülmem herhalde. Yada yemekler bu kadar güzel olmasa. Şimdi bana nelerden verecekler, nelerden vermeyecekler. Yemeklerin biri gidiyor biri geliyor. Ben ise tepside tek başıma yiyorum. Çorba,bakla,bir-iki yaprak sarma var tabağımda, birazda patates kızartmam. Köftem yok, tavuklu pilavım yok. Çoban salatam yok. Böreğim yok. Pastırmam yok. Patlıcan-biber kızartmam yok. Çorbam var. Baklam var. Yaprak sarmam var. Patates kızartmam var. Uslu durursam ve artarsa sütlaç verecek annem bana. Çok usluyum..

Babam, Fadıl bey amca ile sohbet ediyor fırsat buldukça da bana göz kırpıyor. Aferin kızım, dökmeden ye kızım diyor. Benim tavuklu pilavım ve diğer şeylerim yok der gibi bakıyorum. Oda bana gülümsüyor ve göz kırpıyor. Canım babam.

Yemek uzadı da uzadı. Sofra başı sohbet bitmek bilmedi. Taki yemeklerin, böreklerin, tatlıların bittiği ana kadar. Sütlaç da bitmiş galiba. Ben genede bekliyorum. Belki annem saklamıştır bir kase bana. Herkesin karnı doydu. Benimde karnım doydu, gözüm aç kaldı.

Odanın penceresi açık. Sıcak bir akşam. Bütün kadınlar sofra topluyor, bulaşıklar yıkanıyor. Babamlar kahve içiyor. Ben plastik bebeğimle oynuyorum. Onu ayağımda sallıyorum. Uyumayınca açmısın kızım diyorum. Börek istermisin, sütlaç yada komposto. Susmuyor. Ağlıyor, ağlıyor, galiba aç bebeğim. Sütlaç istiyor.

Gece bitti. Misafirler gidiyor. Kapıda uğurluyoruz onları. Damat bohçasını verdik. Arkalarından el salladık. Annemin gözleri doldu gene. Ablam gider gitmez içeri girdi.


Çok uykum geldi. Kucağına aldı beni babam. Kimse bize bakmıyor, bakacak kimse yok ki etrafta. Misafirler gitti, ablam gitti. Annem içeri girdi. Uyku vakti geldi.

Cebinden bir dilim börek çıkardı babam. Peynirli bir dilim börek. Soğumuş bir dilim börek. Ne zamandır cepte sıkışmış kalmış bir dilim börek. Bana göre birazda kokmuş bir dilim börek.

Peynir kokusu. Sıcak cepte uzun süre kalmış peynirin kokusu. Bana kötü gelen bir koku.

Hatırladım bu kokuyu. Kompartımandaki koku. Sıcakda ağırlaşmış peynir kokusu.

Bir kadın hatırlıyorum. Ağlıyor. El sallıyor. Etrafta uzun ağaçlar var. Kavak ağaçları. Ben kompartımandayım. Kompartımanın camında. Cam açık. Tren kalkmak üzere. Bir kadın ağlıyor. Çook ağlıyor. Tren kalkıyor. Düdüğünü çalıyor. Çuf çuf çuf. Bir kadın ağlayarak bana el sallıyor.

Ve kompartıman peynir kokuyor..




(Hala peynir kokusunu sevmem. Bu yüzdende pişirmeden peynir yemem.)