Yaprak Film Sunar
Bir VuslaT Filmi
Oyuncular:
Duygularım, Hayallerim ve Ben.
3 sahne.
3 sahne.
Yönetmen:
Bir Dost
Sahne 1: Kadrajda bir ağaç. Hayat ağacım. Tırmanmaya çalışan ben..Aklımda sorular, dilimde cevaplar.
Karar verdim yüksek sesle sorup, dürüstçe cevaplayacağım:
Karar verdim yüksek sesle sorup, dürüstçe cevaplayacağım:
*En çok incindiğim/kırıldığım kelime ne?
Sen bir hiç'sin.. Ve hep hiç'din.
Buna kırılırım işte. İncinirim. Çook üzülürüm.
* Herkesin kullandığı bir kelime..Ama senin için bir insan, özel bir insan. O özel insan o kelimeyi kullanınca 'alınırım' ne düşünürüm?
Seni kullandım. Seninle işim bitti. Aslında seni hiç sevmemiştim. Yani kısaca 'senden nefret ediyorum'.
Bunu çok değer verdiğim biri söylerse alınırım. İşte o ağacın tepesinden küüt diye düşmüş gibi olurum..
*Beni en çok duygulandıran şarkı?.
Birçok.. Pek çok.. Ama en çok, şu ikisi..
Elveda.. Güzel olan her şeye Elveda demek
Rüzgarla düşen yapraklar, daima senin hayalin..
*Daha önce beni bırakan biri geldi. İkinci bir şans verdim buna rağmen yine beni bırakıp gitti. Şimdi pişmanmış!. Ne yaparım, ne hissederim..
Ben bir aptalım. Birinci şans, ikinci şans, onuncu şans..Veririm de veririm. Ama öyle bir an gelir ki yoluma kırmızı halılar serse, dünyayı emrime verse, hatta benim için ölse! bitmiş ise damarlarımdaki ona ait son zerre bitmiştir..
*Nefret mi? Aşk mı? diye sorsam kendime.
Ben hayatın en güzel duygusunun Aşk olduğuna inandığım kadar Nefret etmenin de gerekli ve bir o kadar da korunası duygu olduğunu düşünenlerdenim. Hayatta aşırıya kaçmadan gerekli yerlerde, gerekli duyguları kullanmak gerek. Toz pembe bir hayat yok ki.. Sonuç olarak Aşk'ı sevdiğim kadar Nefret'i de severim yani:)))
*Birinin kalbini kırdım :(. Nasıl gönlünü alsam?.
Elini, ayağını öpsem,
Olmadı amut'a kalksam:)..
Şaka bir yana gönlünü almak için çırpınırım.. Dilimde değil hareketlerimdedir özür dileyişim. İnşallah af eder beni..
*Nasıl ağlarım bilir misin?. Bağırarak mı?, içime akıtarak mı?..
Bazen katıla katıla, bazen birkaç küçük damla. Ağlarım ben.. Gülmeyi sevdiğim kadar ağlamak da en büyük ihtiyacım.
Sahne2: Bu kez kadraj, hayallerime yönelmiş..
İçimde uçuşan kuşlar, kelebekler. Doğanın her hâli, en başta pek tabii hüznümün rengi..Dağlar, tepeler, ormanlar benim ruhumda dolaşan bin bir vakâ var..
Bir ağacın gölgesinde uyuyorum. Issız bir tepede, ağaçlarla çevrili kocaman bir malikane. Denizin çılgın sesini duyabiliyorum ama. Bana ninni gibi geliyor. Üzerimde beyaz fisto bir elbise, dantelli kocaman bir şapka. Rüzgar, elimdeki kitabın sayfalarını çeviriyor hızla. Kitap elimde değilmiş kucağımda.. Bir kanat çırpıntısı duydum, uyandım..
Bir paket kibrit kalmış elimde. Hava ayaz. Ayaklarım üşüyor, bedenim üşüyor, ruhum üşüyor. Açım; gıdaya, ısıya, sevgiye, korunmaya, şefkâte.. Kimi evden kahkahalar yükseliyor, kimi evinde hatıralarını yâd ediyor. Hava ayazdan da öte. Bir kibrit, iki kibrit, on-on beş kibrit. Hâla ısınamadım. Mutlu bir pencereden görünene baktım, arzu dolu göz yaşlarımı içime akıttım. İşte son kibritimi de az önce yaktım. Ellerim üşüyor, vuslatı yakın eden yollarım üşüyor.
Gözlerim ağırlaştı, bir kar tanesi yanağıma yapıştı..Dondum, hayalime burada nokta koydum..
Bilinmeyeni bildim. Tam ödüle uzanmışken biri vurdu elime. O benim. Üzüldüm. Başka düşlerime yüzümü döndüm.
Karabiberim doğurmuş, küçük kuzum evleniyormuş. Sevindim.. Bu da en mutlu hayalim..
Gelincik tarlasındayım. Saçlarıma gelinciklerden, papatyalardan taç yaptım. Beş dakikalığına oldum Pamuk Prenses. Geliyor usul usul prensim..
Geçmiş zamanı, kaybedilmiş yılları, yalnışlarımı, hatalarımı, beceremediklerimi, başaramadıklarımı, üzdüklerimin üzgün anlarını, kendi üzüldüğüm zamanları, evlat olarak, ana olarak, eş olarak yapamadıklarımı, yapmayıp pişman olduklarımı değiştirebilecek sihirli bir değnek buldum yolda.. Eğildim tam alıyorum, baktım hayalmiş. Bu hayali de rafa kaldırmak zorunda kaldım:((
Bulutlar yine gri, siyah. Yağmur yağdı yağacak. Bir cami avlusundayım. Herkes ağlıyor. Ben de ağlıyorum. Ne çok sevenim varmış. Ya da ne az.. Ne kimsesizmişim. Musalla taşında yatan benim. Mutlaka dağ başında bir ağaç altına gömüleyim..
Dünyayı dolaşayım. Aç'ı doyurayım, çaresize çare bulayım. Para, pul, şan, şöhret bir yana, kalplerinizde yer bulayım..
Sahne 3: Son sahne. Karşınızda ben.
Bir gün, her hangi bir yerde, her hangi bir zamanda mah-cemalim ile mah-cemallerinizi karşılaştırmak, sarılıp, sarmaşıp, tanışıp, kaynaşıp mutlu anlar yaşatmak üzere:
Geciktiğim için özür Deep, Eda.. :(
Sen bir hiç'sin.. Ve hep hiç'din.
Buna kırılırım işte. İncinirim. Çook üzülürüm.
* Herkesin kullandığı bir kelime..Ama senin için bir insan, özel bir insan. O özel insan o kelimeyi kullanınca 'alınırım' ne düşünürüm?
Seni kullandım. Seninle işim bitti. Aslında seni hiç sevmemiştim. Yani kısaca 'senden nefret ediyorum'.
Bunu çok değer verdiğim biri söylerse alınırım. İşte o ağacın tepesinden küüt diye düşmüş gibi olurum..
*Beni en çok duygulandıran şarkı?.
Birçok.. Pek çok.. Ama en çok, şu ikisi..
Elveda.. Güzel olan her şeye Elveda demek
ve
Rüzgarla düşen yapraklar, daima senin hayalin..
*Daha önce beni bırakan biri geldi. İkinci bir şans verdim buna rağmen yine beni bırakıp gitti. Şimdi pişmanmış!. Ne yaparım, ne hissederim..
Ben bir aptalım. Birinci şans, ikinci şans, onuncu şans..Veririm de veririm. Ama öyle bir an gelir ki yoluma kırmızı halılar serse, dünyayı emrime verse, hatta benim için ölse! bitmiş ise damarlarımdaki ona ait son zerre bitmiştir..
![]() |
| BİTMEDİYSE DE BENİM İÇİN BİTTİ.. |
Ben hayatın en güzel duygusunun Aşk olduğuna inandığım kadar Nefret etmenin de gerekli ve bir o kadar da korunası duygu olduğunu düşünenlerdenim. Hayatta aşırıya kaçmadan gerekli yerlerde, gerekli duyguları kullanmak gerek. Toz pembe bir hayat yok ki.. Sonuç olarak Aşk'ı sevdiğim kadar Nefret'i de severim yani:)))
![]() |
| Şaşırdınız dimiiii:)) |
*Birinin kalbini kırdım :(. Nasıl gönlünü alsam?.
Elini, ayağını öpsem,
Olmadı amut'a kalksam:)..
Şaka bir yana gönlünü almak için çırpınırım.. Dilimde değil hareketlerimdedir özür dileyişim. İnşallah af eder beni..
*Nasıl ağlarım bilir misin?. Bağırarak mı?, içime akıtarak mı?..
Bazen katıla katıla, bazen birkaç küçük damla. Ağlarım ben.. Gülmeyi sevdiğim kadar ağlamak da en büyük ihtiyacım.
![]() |
| Ağlıyorum seni düşününce..Son bir kez seni göremedim diye:( Göremedim ve sıkı sıkı sarılamadım işte.. Köylü adam, Kamil adam, Canım babam.. |
Elimde bir eski resmin,
Karşımda son mektubun var.
Şarkılarda senin ismin,
Etrafımda yabancılar.
Ağlıyorum yine, gündüz gece.
Son bir kere göremedim seni diye,
Çekilip bir köşeye ağlıyorum yine.
Ölüm bile daha kolay
Senden ayrı yaşamaktan.
Bu sokaklar, bu karanlık
Seni bana hatırlatan.
Ağlıyorum yine, gündüz gece.
Son bir kere göremedim seni diye,
Çekilip bir köşeye ağlıyorum yine.
*En korktuğum şey ne..
İki can dalım, kolum yavrularım. Bir can hayat arkadaşım. Bir de kâh sarı kâh yeşil yapraklarım yani günlerim, aylarım, yıllarım, anılarım.. Bunlara zarar gelmesi.. Ayrı kalmak, kararmak, gün ışığına ulaşamamak..
*Ruhum sıkıldığında ne yapmayı severim kendimi nasıl sakinleştirir, dinlendiririm?..
![]() |
| Yemek kitapları, kartları, notları koleksiyonumdan bir bölüm., |
Ağlarım. Yemek kitaplarıma bakarım doya doya. Sonra da biraz yapar biraz yerim. Duygusal bir film seyrederim. Manzara fotoğraflarını karıştırır hayallere dalarım. Silkinip kendime geldiğimde, sakinleşmişim işte:)
*Bazen bana kızılmasından hoşlansam mesela en çok ne için kızılmasını severim?..
Kim kendisine kızılmasından hoşlanır ki?..Bu soruma cevap vermem gerekirse; sonucunun iyi olacağını göremeyene, cebren ve hile ile onun iyiliğine yarar bir şey yaparsam, sevk edebilirsem eğer doğruya, varsın atsın vazoyu kafama:)
*Şiir, müzik, öykü, deneme. En çok hangisini severim, hangisidir ilk tercihim?.
Müzik, öykü, şiir, deneme..Cık
Müzik, öykü, deneme, şiir..Yine cık.
Ben tek tercih yapamayacak kadar kararsız mıyım?.
Müzik, öykü, deneme, şiir.
Yani hepsi:)
*En son ne için ağladım?.
Kuru soğan doğradığım için:)
*Birinden hemen etkilendiğim özellik neydi ki?.
Tabii ki vicdanı. Yaradan ve yaratılana inancı, tatlı dili, gülen gözleri, temiz yüzü, temiz özü. Sadakat ve saygısı, seviyesi, terbiyesi (limonu çok olmasın ama)..Az biraz da zengini:))
Aman hemen yanlış anladınız, gönlü zengini..
Şu güzel dünyayı seveni..
*Dayanamadığım şey?.
Yemeğin salçalısı, turşunun bol acılısı. Sohbetin tatlısı, ziyaretin kısası..
*En sevdiğim duygu?
Sevilmek,
Sevilmek,
Sevilmek,
Sevilmek,
Çok sevilmek.
Kim kendisine kızılmasından hoşlanır ki?..Bu soruma cevap vermem gerekirse; sonucunun iyi olacağını göremeyene, cebren ve hile ile onun iyiliğine yarar bir şey yaparsam, sevk edebilirsem eğer doğruya, varsın atsın vazoyu kafama:)
*Şiir, müzik, öykü, deneme. En çok hangisini severim, hangisidir ilk tercihim?.
Müzik, öykü, şiir, deneme..Cık
Müzik, öykü, deneme, şiir..Yine cık.
Ben tek tercih yapamayacak kadar kararsız mıyım?.
Müzik, öykü, deneme, şiir.
Yani hepsi:)
*En son ne için ağladım?.
Kuru soğan doğradığım için:)
*Birinden hemen etkilendiğim özellik neydi ki?.
Tabii ki vicdanı. Yaradan ve yaratılana inancı, tatlı dili, gülen gözleri, temiz yüzü, temiz özü. Sadakat ve saygısı, seviyesi, terbiyesi (limonu çok olmasın ama)..Az biraz da zengini:))
Aman hemen yanlış anladınız, gönlü zengini..
Şu güzel dünyayı seveni..
*Dayanamadığım şey?.
Yemeğin salçalısı, turşunun bol acılısı. Sohbetin tatlısı, ziyaretin kısası..
*En sevdiğim duygu?
Sevilmek,
Sevilmek,
Sevilmek,
Sevilmek,
Çok sevilmek.
Vefa ve Veda..
Sahne2: Bu kez kadraj, hayallerime yönelmiş..
![]() |
| Dripta Roy Koleksiyonundan.. |
İçimde uçuşan kuşlar, kelebekler. Doğanın her hâli, en başta pek tabii hüznümün rengi..Dağlar, tepeler, ormanlar benim ruhumda dolaşan bin bir vakâ var..
![]() |
| D.R. |
Bir ağacın gölgesinde uyuyorum. Issız bir tepede, ağaçlarla çevrili kocaman bir malikane. Denizin çılgın sesini duyabiliyorum ama. Bana ninni gibi geliyor. Üzerimde beyaz fisto bir elbise, dantelli kocaman bir şapka. Rüzgar, elimdeki kitabın sayfalarını çeviriyor hızla. Kitap elimde değilmiş kucağımda.. Bir kanat çırpıntısı duydum, uyandım..
Bir paket kibrit kalmış elimde. Hava ayaz. Ayaklarım üşüyor, bedenim üşüyor, ruhum üşüyor. Açım; gıdaya, ısıya, sevgiye, korunmaya, şefkâte.. Kimi evden kahkahalar yükseliyor, kimi evinde hatıralarını yâd ediyor. Hava ayazdan da öte. Bir kibrit, iki kibrit, on-on beş kibrit. Hâla ısınamadım. Mutlu bir pencereden görünene baktım, arzu dolu göz yaşlarımı içime akıttım. İşte son kibritimi de az önce yaktım. Ellerim üşüyor, vuslatı yakın eden yollarım üşüyor.
| yumma gözlerini uyuma bugün bütün gölgeler akşam oluyor üşüyor yaprak dallar üşüyor savrulup yırtılan rüzgar üşüyor içimde kış gibi bir mevsim üşüyor |
Bilinmeyeni bildim. Tam ödüle uzanmışken biri vurdu elime. O benim. Üzüldüm. Başka düşlerime yüzümü döndüm.
Karabiberim doğurmuş, küçük kuzum evleniyormuş. Sevindim.. Bu da en mutlu hayalim..
Gelincik tarlasındayım. Saçlarıma gelinciklerden, papatyalardan taç yaptım. Beş dakikalığına oldum Pamuk Prenses. Geliyor usul usul prensim..
Geçmiş zamanı, kaybedilmiş yılları, yalnışlarımı, hatalarımı, beceremediklerimi, başaramadıklarımı, üzdüklerimin üzgün anlarını, kendi üzüldüğüm zamanları, evlat olarak, ana olarak, eş olarak yapamadıklarımı, yapmayıp pişman olduklarımı değiştirebilecek sihirli bir değnek buldum yolda.. Eğildim tam alıyorum, baktım hayalmiş. Bu hayali de rafa kaldırmak zorunda kaldım:((
Bulutlar yine gri, siyah. Yağmur yağdı yağacak. Bir cami avlusundayım. Herkes ağlıyor. Ben de ağlıyorum. Ne çok sevenim varmış. Ya da ne az.. Ne kimsesizmişim. Musalla taşında yatan benim. Mutlaka dağ başında bir ağaç altına gömüleyim..
Dünyayı dolaşayım. Aç'ı doyurayım, çaresize çare bulayım. Para, pul, şan, şöhret bir yana, kalplerinizde yer bulayım..
Sahne 3: Son sahne. Karşınızda ben.
![]() |
| D.R |
Bir gün, her hangi bir yerde, her hangi bir zamanda mah-cemalim ile mah-cemallerinizi karşılaştırmak, sarılıp, sarmaşıp, tanışıp, kaynaşıp mutlu anlar yaşatmak üzere:
Şimdilik Elveda...
Geciktiğim için özür Deep, Eda.. :(

















.jpg)




