kaplumbağa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaplumbağa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

04 Mayıs 2012

TESADÜFLER, TESADÜFLER...


Hepimizin yaşadığı tesadüfler vardır. Açıklanamaz tesadüfler.

Benim başımdan da nice tesadüfler geldi, geçti. Burada, başıma gelen son birkaç tesadüften bahsedeceğim. Bugün bahsedeceğim karşılaşma vs. gibi bir tesadüf değil, başka.

Mart ayında geziniyorum internette, bir yandan da kafamda değişik görselleri olan ve çoğu zaman mutlaka gidip göreceğim dediğim 'Büyük Kanyon-Arizona-USA' var. Yazacağım yazıyı, paylaşacağım resimleri, tanıtım klibini vs. Taslaklarıma kaydettim. Sırası gelince yayına sokacağım;

Aaaa!! birde baktımki sevgili LUCKyLUKE Arizona'ya Gittik diye bir post yayınladı, beni ve birkaç arkadaşı da siz nereye gitmek istersiniz, bizi nereye götüreceksiniz diye MiM'ledi. Tabii ben Arizona'dan Büyük Kanyon'dan vazgeçtim, bavulumu topladım Peru'ya gittim:)

Bir kaç hafta sonra kaybolan bir medeniyetten bahsedeceğim, yine Luck benden hızlı davrandı. Benim ki değil ama, oda eski bir medeniyetten bahsetti. Ben beklemedeyim:((

Geçenlerde üçüncü kez Luck'la kesişti düşüncelerimiz. Ankara'da açılacak Madenciler sergisinden benden önce bahsetti. Halbuki ben yazımı, resimlerimi hazırlamıştım bile, ama yine geç kaldım.:(

Bana bak Luck: benden gençsin, güzelsin, zayıfsın, çeviksin üstelik son zamanlarda hiç görüşmedik (3-4 aydır telefonla bile, msn'de bile,yüz yüze bile görüşmedik, söyleşmedik: nasıl anlıyooon anlamadım),  evet de bana, nasıl bir bilişte biliyorsun içimden geçenleri ay!!!

Eh bahar geldi, iş yerim kocaman bahçeli, her yer çiçek. Dallar gelin olmuş. Çektim, kare kare resimleri: hooop 'Küçük Hala Aynur'cum-Yavru Kartalların Pençelerinde' getirdi coşkuyu, rengarenk baharı.:(

Bu aralar kızım raporlu, işe otobüsle gidiyorum. Yanımdaki vır vır da vır vır konuşuyor sabah sabah telefonla. Baktım kitap okuyamayacağım (bu arada sabah akşam işe gidip gelirken mutlaka kitap okurum ayakta kalsam bile) dayadım başımı cama başladım düşünmeye. Şu insanoğlu ne kadar zeki, telefonu icat etmiş, hatta görüntülü bile konuşabiliyorsun, uzaya mekik fırlatabileceğini nasıl düşündün, nasıl yaptın, aya çıktın, uzay boşluğunda kaybolup gitmeyen uydulardan frekans aldın dünyayı izliyorsun, boyayı keşfettin, resim çektin, tablo yaptın. Çok yaratıcı zekalar var, kah bilim adına kah sanat adına. Ben işe varınca biraz araştırayım, Bilimsel Zeka Ürünleri veya Yaratıcı Sanatsal Zeka hakkında... hakkındada hakkında.

Çalışma mekanıma vardım, işimi gücümü yaptım sonra başladım dostlar ne yazmış köşesini gezmeye. Eee tabi önce dostlarda sabah kahvesi içmeli, sonra dünyadan bir konu seçmeli.

Dostlar neler yazmış neler,
Amanın aaaa, şimdi de sevgili 'İçimden Geldiği Gibi'de bir paylaşım, 'Sofrada Sanat Var' karşımda duruyor. Yaratıcı bir sanatsal zeka örneği. Avusturalyada bir adam, peçetelere şekil vermiş, mizansen vermiş, yardımcı öğelerle kompoze etmiş vee SOFRANIN RUHU'nu görüntületmiş.

Adamın yaptığı değil beni morartan, İçimden Geldiği Gibi'nin, İçimden Geçtiği Gibi bir konudan pasaj derlemesi, sergilemesi. Nasıl bildin arkadaş!!!.

Şimdi düşünüyorum, bu kadar tesadüf nasıl olur?.
Buna ne denir?.
Bu empati, telepati, tesadüfpati nasıl oluyor ki?.

Evren beni duyuyor, dostlar içimden geçeni biliyor.

Ben kolay kolay vazgeçmem. Tüm bunları bende kendi açımdan, kendi dilimden paylaşacağım da, biraz ara soğusun:))


Dostlar, şimdi size soruyorum?:

YOKSA BEN BİR KAPLUMBAĞAMIYIM????.




TAVŞANIN GEÇTİĞİ O KAPLUMBAĞA BENmiyim??.


Yorumlarınızı bir ağacın dibine bırakın, ben 50-100 sene sonra gelir okurum...  

BU YAZI BİR ŞAMATA...

  
Tüm bunlar şaka, sakın ha alınma. Başka yazacak birşey bulamadım, dostlar uğrasında; hafta sonuna gülümseyerek girelim dedim:))
Hepinizi sonsuz seviyorum....