Dikiş Makinası.. -18
![]() |
| Burada 5 yaşındayım. Şimdi hala dört yaşımı anlatıyor olabilirim; ama ne yapayım zaten topu topu 2 tane tek başıma çekilmiş fotoğrafım var. |
Yaz sıcakları bastırdı iyice. Gündüzler hiç çekilmiyor. Akşamlar daha güzel, daha az sıcak, daha mutlu.
Akşamlar da babam var, radyo var. Konu komşu gezmeleri var. Kah biz gidiyoruz, kah komşular geliyor, bazende çocuklar sokakda oynarken hanımlar, sokak şavkının aydınlattığı kapı önlerinde oturup sohbet ediyorlar.
Bu kapı önü sohbetleri çok güzel. Herkes herkese bişeyler anlatıyor. Bazen çocuklarını ve onların becerilerini, bazen de çekilmez hayatlarını yada özlemini çektikleri yaşamları.
Tabak tabak bardacıklar, erikler, yenidünyalar, vişneler, birazda kiraz yada kelle çiğdemler. Mevsimde ne varsa, küçücük bahçelerinde ne olmuşsa. Herkes herkese ikramda bulunuyor, yazın dayanılmaz sıcağı sohbetle unutuluyor..
Gülseren ablalar taşındığından beri onların evde kim oturuyor, tamamen boşalttılarmı yoksa daha eşyaları varda, ev sadece kullanılmıyormu şimdi düşünüyorum, düşünüyorum lakin bir türlü hatırlamıyorum. Akşamları Mekke merdivenleri üzerindeki evlerde oturanlar bile, bizim çıkmaz sokak daha rahat diye geliyorlar. Başta Gülseren ablaların evinin merdivenleri olmak üzere her bir kapı önünde, kilimler, minderler, birbirini seven komşular ve candan sohbet sesleri; uykunun hakimiyeti başlayana kadar kendi hükümranlıklarını ilan ediyorlar.
Havanım teyze, daha önce de bahsettiğim gibi, Hamdi bey amcadan çok dertli. Kıskanç, huysuz, titiz, sinirli bir adam deyip duruyor anneme. Bence değil. Diğer komşular varken hiç o konulara girmiyor hep Nerminden, oğlu Sedat veya Saadettin'den bahsediyor. Büyük oğlu Sedat'ın karısı, kalmaya gelecekmiş birkaç gün sonra:
*gelin yüklü, Sedat'ım bulaşık tozlarını götürecek Denizli'ye. Yanlız kalmasın dedi Hamdi bey. Ne olur ne olmaz. Vakit yakın. Erken gelirse torun yanımızda olsun dedik. Şu lizözü bitirsem de hayırlısıyla, bezlerini dikeceğim, battaniyesinin kenarlarını geçeceğim. Sen bebenin karyola takımını bitirdin mi hanım abla?.
Kimi hanım abla diyor anneme, kimi cicianne. Yenge diyen de var, teyze diyen de. Çok nadir insan F...... hanım der. Havanım teyze sordu, annem dinledi ve dedi ki:
*bitirdim bitirdim. Yardım edilecek başka şey varsa ver yapayım.
Başka çocukların bilmediği şeylerin neler olduğunu öğrenebilirsem, hepsinden daha fazla şey bilirsem, herkes beni daha çok sever. Herkes ve annem. Böyle bir mantık geliştirmiş olmalıyım ki büyüklerin konuşmalarını dinleyip duruyorum.
Yine yeni kelimeler duydum. Yüklü, Lizöz. Unutmadan öğrensem ne olduklarını.
![]() |
| Bu annemin aşağı yukarı 1970 yılında yaptığı kesme işi bir örtü. Ve hala bende... |
![]() |
| Sarma işi ve annem yapmıştı.. |
Gençliklerinde babam işsiz kaldığında; evin geçimine destek için, annem bu tip el işlerini yapmayı öğrenmiş. Önceleri komşuların el makinasında, örtülerin yan dikişlerini yaparak başlamış işe, sonra taksitle kendi makinalarını almış.
Dikiş için el makinasını, nakış için ayaklı sandıklı nakış makinasını..
El makinasında kasnakla nakış yapmak mümkün olmamış. Paranın, dikişten çok çeyizlik işlerde olduğunu anlayınca da nakışta ustalaşmış..
![]() |
| Önce böyle bir el makinası. Dikiş için. Sandığın içinden çıkıverdi ayaklı nakış makinası.. |
Tıkıdık tıkıdık tıkıdık. Hızlı hızlı bastıkça ayaklığa ayaklarını, oynattıkça kasnağını bir ileri birde geri, güllerde muhteşem olurdu, salkım salkım üzümlerde..
Tıkıdık, tıkıdık, tıkıdık. Yine benim uykum geldi. Gece oldu, uykunun hükümranlığı komşuluğu yendi.
Tıkıdık, tıkıdık, tıkıdık. Yeni iki kelime, ben böyle bir sesi daha önce duydum mu ne?..
Bir yerde uyumak üzereyim. Bu sesi duyuyorum, yada bu sese benzeyen bir sesi. Bir kadın ağlıyor, ben ağlıyorum, uykum gelince hep bu anı görüyorum.
Tıkıdık, tıkıdık, tıkıdıkk.......
./..






