evde doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evde doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2012

İŞTE O DÜNLER, GEÇMİŞTE KALAN GÜNLER.. -32




BÜYÜLÜ ELMA.. -32





Tüm bebek eşyalarının paketlenmesi bitti. O anda yanımızda kimler vardı, kimlerin yardımı ile Karşıyaka'ya götürdük bohçaları?.
Tek seferde mi götürdük, yoksa işi bitenleri ara ara götürmüş müydük?. Hatırlamıyorum..



Sahil yolunu, 1737 no'lu uzun sokağın hangi tarafında zarif beyefendi ve hanımefendinin konağının bulunduğunu, akşam sefalarının ne zaman açtığını ne zaman uykuya daldığını biliyorum. Sokağın üstünde iki tarafta da yer alan okulları görmenin, varmakla eşdeğer bir mesafe olduğunu ise artık kestirebiliyorum..



Ablamda kaç gün kaldık hatırlamıyorum. Fazla değildi her halde. Bir gece büyük hareketlilik yaşandı evde. Misafir odasındaki eşyaların bir çoğu oturma odasına taşındı. Oturma odasından misafir odasına ise bir masa. Bak bunu hatırlıyorum. Ne anlamı varsa?.

Uyandığımda, tülünün üstüne serilmiş ince bir şilteden yatağın üstünde olduğum dün gibi aklımda. 






Tülünün, siyah ve boz(toprak rengi) kalın çizgi ve karelerden oluşan deseni, yumuşacık tüylerinin şilteden sarkan ayaklarıma değmesi ile içimde uyandırdığı gıdıklanma hissi de aklımda..

Misafir odasının yatak odasına bakan penceresi ve perdesi sıkı sıkı kapalı. Ee bu odanın arka duvarındaki tavana yakın aydınlatma penceresi de çivilenmiş açılmıyor, düşünün siz odanın loşluğunu. Tam uyumalık..

Ama ben uyandım. Aynı yatakta yatan Işıl ve Sevda'yı hatırlıyorum, Necmi'de var mıydı onu hatırlayamıyorum. Hediye teyzemin torunları, yani annemin en sevdiği yeğeni Aysun teyzenin çocukları..


İnternette buldum resmini ve bu flu resimden bile hemen tanıdım. Sen Işıl'sın. Gerçi Sevda'da senin gibi kızıl saçlıydı ama bence sen Işıl'sın. Galiba bu günkü halin alttaki gibi. Onuda internette buldum..

Yoksa yanılıyor muyum, Sevda'mısın?..
İkinizden bir..

Annemin en sevdiği dedim ama Aysun teyzeyi herkes çok severdi..Eşi, komşuları, ablası, herkes. herkes çok severdi onu. O da en çok Zeki Müren'i. :))

Yatak odasından çıkmamız yasak galiba. Kapı açılmıyor çünkü..Dışarıdan sesler geliyor. Misafir odasından, mutfaktan.. Fısıldaşmalar, konuşmalar, iniltiler, ayak sesleri..

*göründü, göründü,
*geliyor, geliyor, ha gayret kızım, ıkın, it...

Tiz bir çığlık,
*anammm...

Ne oluyor ya?. Kim bağırıyor?. Ablam mı o bağıran?. Kim geliyor?.

Bir çığlık daha..

Annemin ağlama sesi:
*Oh çok şükür yarabbim. Kurtuldu kızım..

Bu kez daha cırlak, ne olduğu anlamsız incecik bir ses daha..

*Prensimiz oldu, koç gibi bir delikanlı..
*Oy oy ne tatlı bir bebek..

Ablamın Prensi oldu. Bende Kral babamın Prensesi olduğuma göre anneme kim kaldı.. Yada o kim ki?.

Ona; büyülü elmayı veren kraliçelik tacı kaldı!!!..
   



Kraliçe bana elma verdiğinde, ben yersem ve de ölürsem, camdan tabuta koyduklarında beni kim öpüp diriltecek?



Bebek Prens mi?. 
Zannetmem. Ablam asla izin vermez..