30 Ocak 2014

BEN GÜZEL BİR YAŞ KEK'im.. İSTERMİSİNİZ BİR DİLİM?.






Islak keki seviyorum. Daha doğrusu her türlü kek tarifini seviyorum.. Eee damat da çukulatalı kek, pasta vs. gibi tatlara düşkün ise yapmamak olmaz değil mi?.

Birçok ıslak kek tarifi olmasına karşın, ben uzun zamandır http://www.marifetlitarifler.com/  'da rastladığım bu tarifi, ellerine sağlık diyerek, kendimce eklemeler ile kullanıyorum. Umarım beğenirsiniz.

MALZEMELER:

3 yumurta, 1 su bardağı süt, 1 su bardağı sıvı yağ, 2 su bardağı toz şeker, 2 yemek kaşığı kakao, 2,5 su bardağı un, 2 paket kabartma tozu, 1 paket vanilya, 1 avuç iri kıyılmış ceviz içi, 1 portakalın iri rendelenmiş kabuğu, 1 yemek kaşığı daha şeker, kibrit kutusu kadar tereyağ, 1 kare çukulata, arzuya göre süslemek için hindistan cevizi ve toz fıstık.

YAPILIŞI:

Sosu:

-1 su bardağı ılık sütü, 1 su bardağı sıvı yağı, 2 su bardağı toz şekeri ve 2 yemek kaşığı kakoyu karıştırıp çırpma teli ile güzelce çırpalım.

-Bu sostan 1 su bardağı ayıralım.

-1 portakalın kabuğunu güzelce yıkayıp rendenin iri tarafı ile rendeleyelim. Bir cezve içerisine su koyup rendelenmiş kabukları içine atalım ve kaynatıp suyunu dökelim. Tekrar su koyup kaynatıp, dökelim. 3. kez aynı işlemi yaparken 1 yemek kaşığı şekeri portakal kabuklu suya ekleyip kaynatalım. Şekerli suyu döküp, acısı giderilmiş tatlı kabukları soğutalım.

-Oda sıcaklığında bekletilmiş yumurtalarımızı çırpalım. Kalan sosun içine ekleyelim.

-Elenmiş ve içine vanilya, kabartma tozları, ceviz, soğutulmuş portakal kabukları ve tereyağını da sıvı karışıma ilave edelim.

-Çırpma teli ile güzelce çırpalım.

-Yapışmasını kesinlikle önleyeceğimiz ölçüde yağlanmış kalıbımıza döküp 5-10 dakika dinlendirelim.

-Önceden ısıtılmış 170 derecede 40 dakika pişirelim. Bu sürenin sonuna kadar fırını hiç açmayalım ki kabarması kesilmesin.

-Süre sonunda kürdan testi ile pişip pişmediğini kontrol edip fırından çıkaralım.

-İlk sıcaklığı gidince(ben çok soğutmuyorum), kekimizi dilimleyip ayırdığımız 1 bardak sosu kekimizin üstüne dökelim. Kestiğimiz yerlerden içine de sos çekmesini sağlayalım (ben yuvarlak kalıp yaptım ve tam kesiklerin bir nokta oluşturduğu ortadan başlayarak kenarlara doğru sos döktüm. Böylece kekin içine sos daha fazla nüfus ettiğinden ıslak kek tam da adı gibi yumuşacık pandispanya kıvamında oldu).

-1 kare çukulatayı ince kıyıp üstüne serpelim. Bundan sonra kekin üzerine faunusu kapattığımızda hafif bir terletme ile iyice yumuşamasını, sosunu; hani derler ya iliklerine kadar kekte ise gözeneklerine kadar içine çekmesini sağlayalım.

-İsteğe göre süsleyip servis yapalım (ben yine portakal kabuklarını şeritler halinde kestim, kürdanlara yuvarlayıp taktım ve 3 kez suyunu değiştirerek kaynattım. Daha sonra az şeker ekleyip son kez kaynatıp soğuttum ve kekin birine kürdanları çıkararak, birine de kürdanlı ve de hindistan cevizi ve toz fıstık ile  süsledim).


Şekerde pişmiş bu kabukların çoğunu oturup kendim yedim:)

-Afiyet olsun diyecektim ki aklıma geldi. Bloger arkadaşımız Gamze http://yasamizi.blogspot.com.tr/ kekin tarifinin yanında salamlı kanepenin tarifini de istemişti. Hemencecik özetleyeyim:




-3-4 dilim oda sıcaklığında yumuşatılmış milföy hamuru.

-5-6 tane ortadan ikiye kesilerek yarımay yapılmış salam.

-2'şer adet közlenmiş kabuk ve çekirdekleri çıkarılmış yeşil ve kırmızı biber.

-Kürdan, dışlarına sürmek için yumurta sarısı.



-Şekilde görüldüğü üzere milföyler şerit halinde kesilir.

-Salam, yeşil biber közü ve kırmızı biber sırası ile alttan az yukarıda dizilir.




-Sarılıp kürdan ile tutturulur. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye aralıklı dizilir.

-Dışlarına yumurta sarısı sürülüp, önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 25-30 dakika pişirilip sıcak servis yapılır.
     
Ben pişmiş halini güzel fotoğraflayamamışım. İnternette çok daha güzel fotolar var.

http://www.lezzetyolu.com/milfoylu-gul-borek/

gibi

Afiyet olsun, şifa olsun, kilo olmasın hepimize:))

Az önce kitabım geldi..
Sade ve Derin..
Gülümsedim, için için.

I can not wait to read Deep:)

27 Ocak 2014

DÜNYAM TATLI TATLI, HIZLI HIZLI, YOĞUN YORGUN ve HERŞEYE RAĞMEN MUSMUTLU DÖNÜP DURUYOR...





Biliyorum, geçen yazdan bu yana sık sık kaçış yapıyorum aranızdan. Çünkü; dünyanın dönüş hızına, benim yaşam hızım yetişemiyor.. Malum; hem yaş kemâle epey bi ermiş durumda, hem de vücud-u hissim baya baya kalınlaşmış (son yıllarda aldığım kilolara kırgın ve takıkım da!)  :), daha önce de söylemiştim bunları.

Ara ara nedenlerimi de yazmıştım. Asıl nedenim zamansızlığın, içimden geçen konu ve kelimeleri engelli koşuya tabi tutması. Ya yazmayı düşündüğüm konularım takılıyor engele, ya kelimelerim hapsoluyor içime.

Zaten çok üretken, çok becerikli, çok yetenekli, çok okuyan, çok araştıran, çok dinleyen, çok seyreden, çok çok çok....... 

Kısacası bu çoklardan bende hiç yok. Ay pardon ben haksızlığı sevmem, kendimin de hakkını yemeyeyim saat geç oldu, mideme oturur; hiç yok'u düzeltiyorum, çok yok, az var. Az üretken, ortanın iyisi becerikli, az yetenekli, orta derecede okuyan, oldukça (yani iyiye yakın) araştıran, çok dinleyen, az seyreden, ....... yani her telden biraz :))

Neyse efendim, şimdi siz benim sofralarımı da özlemişsinizdir. Davet gibi aşırı şık değilde daha basit, daha sıcak aile sofralarımı.




Bizim çocuklar, Londra'dan sonra burada da bir ev kurdular. Kâh iş için Londra, kâh Ankara mekik dokunup duruluyor işte.. Hem geçim dünyası, hem hayatlarında ambiyans..









Afiyet olsun Ra Jeevan :)
Peynirli makarna, taze soğanlı peynirli gözleme, kiremitte köfte, kekikli fırın patates, ıspanaklı peynirli ekmek, kaparili yeşil salata. yemekten sonra cevizli, portakallı ıslak kek ve krokanlı pasta.

Konsepti olmayan karışık menüler. Her evladımın sevdiği şeyler.. Farklı ülkelerden ziyaretimize gelen misafirler..












Hayvan sevgimiz taa Paris'ten getirilen peçetelden de belli değil mi?..  Bu da başka bir karmaşık menülü sofra. Kek akşam sofrasında..Her pişirdiğim ayna anda sofrada olsun istediler.. Afiyet olsun Saule..









Saule için kıymalı sosyete mantısı, kıymalı yaprak sarma, tavuklu havuçlu turşulu patates salatası, sosisli milföy ve salamlı gül milföy, tarçınlı cevizli kek.



Bu kek ise komşum ve iş arkadaşıma..


Tarifi yakında satırlarımda:)).

Yani sizin anlayacağınız, iş güç, ders mers, yemek memek uzak kaldım aranızdan..


Bu hafta ve önümüzdeki haftayı; kendime dinlenme, okuma, aranızda dolaşma, hatıralarımdan bir iki bölüm yazma ve buna benzer durumlarla geçirmeyi planlıyorum..

Tabii ki küçük dünyamda mutluyum ancak, birbirininin altına sabun koyanları, ayağını basıp düşenleri, düşürülenleri, kazananı, kaybedeni kısaca dünyanın çeşitli içtimai vakıasını izliyorum kendimce. Ne başkalarının düşüncelerine katılıyorum, ne kendi düşüncelerimi açıklayıp taraflar veya nataraflar yaratıyorum..

İşimdeyim, gücümdeyim..
Kaçan zamanın peşindeyim.

Hayırlarla dolu güzel günler dilerim..




  

14 Ocak 2014

VUSLATI YAKIN EDEN YOLLAR HEP SİZLERE ÇIKIYOR...



Amacım; sadece yüzünde bir gülümseme, kalbimdeki yerini belirtme, anılarına eklenme, baki kalan gök kubbe altında benden ona hoş bir sedâ (Dünya ve dünyalıklar geride kalacak; biz yolumuza devam edeceğiz. Bu hayattan yanımızda götüreceğimiz ise, yaşadığımız kâinattan derlediğimiz mânâlar olacak.
Bir kitaptan, aklımıza, kalbimize devşirdiğimiz anlamları alıp, kitabı yanımızda sürekli taşımayız; onun yeri kütüphanedir. Dünya da bir kitap. Bizim için önemli olan da ondan kendimize kazandırdığımız mânâlar. Fani dünyadan geçip gidince insan, geriye kalan sadece insanların onu güzel anmasıdır.) kalsın diye idi..

Seviyorum süpriz yapmayı. 

Kiminin nikahına gitmeyi, http://yigitkartal.blogspot.com/

Tekrar Mutluluklar Küçük Hala Aynur..
Nikah fotolarını yayınladın diye, bende kendi çektiğimi koydum. Umarım sakıncası yoktur Aynur'cum..

Kiminin düğün salonuna telefon edip, mutluluklar dilemeyi..http://pembesinti.blogspot.com/

Kimileri toplanıp çay etkinliği düzenlediğinde, mekanın ve katılanlardan bazı arkadaşların telefonunu araştırıp, telefonla ulaştığım kişiye, herkese iyi zaman geçirmeleri temennilerimi iletirmisin demeyi: http://dilekafiyonavci.blogspot.com/2013/05/antalyadaki-bloggerlar.html ve http://bir-kase-lezzet.blogspot.com/

Kimi arkadaşlarım ile, e-mail yolu ile sohbet etmeyi: http://dostbahcesindenlezzetler.blogspot.com/  ve http://ipekbocegi-eda.blogspot.com/  gibi.

Kimi arkadaşlarımın yayınlarını okudukça ona kalbimi açmayı: http://lezzetliatolye.blogspot.com/ 

Kiminin, işaret ettiği kediciğe köpeciğe çare olabilirmiyim acaba diye mesaj atmayı:

Kimiyle ortak projeler yapmaya karar verip, kararımızı hayata geçiremesek bile 'gardaş' olmayı: http://www.gonulkalemi.com/

Kimini hayatım boyunca tanıyamayacağımı bile bile merak etmeyi: http://sadevederin.blogspot.com/ 


Kimine gecikmiş yeni yıl kartını, farklı sunumda postalamayı: http://cepaynasi.blogspot.com/2013/04/dunun-surprizi.html

Seviyorum işte ne yapayım:))

En son süprizlenecek arkadaşım, kardeşim Ahu oldu bu kez:)http://duygusalkomedisevenler.blogspot.com/


Mektup yazdım, çok çok çok küçücük bir hediye aldım, taaa okul yıllarından bahsettiği yazısında ki okuduğu okulu vs. bulup adres istedim, haklı olarak vermediler, hatta bana deli midir nedir dediler:)))

Yılmadım ama!.
İlla Ahu'yu gülümseteceğim ya, bu kez de kız kardeşini buldum, onunla mesajlaşıp adresini aldım (canım T.... yardımların için teşekkür ederim). 

Bir iki de espirili obje, başladım paketlemeye.. Kendi yaptığıma, kendi yazdığıma, Ahu'dan çok güldüm. Elli yaşında çocukkkkk :)) muyum neyim..

Gülmekten Ahu'cuğuma aldığım hediyeyi (fotoğraf çerçevesi almıştım. İçine benim resmimi koy, salonda baş köşede dursun, soranlara tarihin en çılgın bloger ablası dersin diye not yazacaktım) paketlediğim minik objelerin arasına koymayı unutmuşum!!!..

İşte ben böyle çılgınım..

Her neyse, benim süpriz hediye çıktı yola, bir de baktım ki, çerçeve masada durmakta :)

Ahu'm, canım, hayatında bana ait bir anım olsun istedim. Maksadım, bir şeyler hediye etmekten ziyade, gülmesemeni sağlamaktı..
Yoksa kayda değer bir hediye almadım.. Zaten en başarısız olduğum konu bir giyinip, süslenip, püslenmek. Bir de sevdiklerime hediye seçmek..

Kim bilir başka bir gün, başka bir arkadaşıma da yaparım süpriz bir muziplik.

Belki kapılarını çalarım, belki gönüllerini..

Allah ne verdiyse, Değdirmeden yağlı boyaları, Huzursuz ruhuma huzur buldurmayı, Sevdalı dünyaları, Siyah kuğuları, Değirmenden mektup almayı, Nur salkımına sarılmayı, Seyyah olup, Erguvanlar çiçek açtığı zamanda, Kahve tadına  varmayı ....ve daha daha nice nice 699 dost yazıya; nokta olurum, virgül olurum, ünlem olurum inşallah..

Hayat cümleleriniz de küçük bir anı.. Benden küçük bir iz kalsın hepinize diye..   


Hey Dünyaaa İyilerin Hatırına mı Dönüyorsunnn :))
  

      

VUSLATIM,

Onca yaşanan rezilliklere, pisliklere rağmen işte yine dönüyor dünya, yine yaşıyor insan. Yine güneş doğuyor, yine gülüyoruz, eğleniyoruz, inadına mutlu oluyoruz sanki. Her türlü enerji emici haşereye rağmen, yaşam enerjimiz hiç durmadan akıyor içimizde. Dünyaa dünyaaa diye başlayan naralar atıp, yine de seviyoruz koca dünyayı :) Ne seninleeeee neee sennnnsiiizzzzz :))

Bazen düşünüyorum şu koca dünya iyilerin hatırına mı dönüyor acaba ? Sevenler için, sevilenler için, çocuklar için, masumlar için... Aslında onlar için mi var dönen dünya ??

Artık her zamankinden daha çok sarılıyorum kalbi iyilikle dolu olanlara, samimi olanlara, yaşam enerjisi olanlara, sevenlere, çocuklara...

Kötülerin nerdeyse olmadığı, ahlaksızların, hırsızların mumla arandığı yani o kadar az olduğu günleri anlatır bazen annem. Şaşırarak ve imrenerek dinlerim o günleri. Bana çok ütopik gelir çünkü. Düşünsenize insanların iyilikte yarıştığı günler. Gerçek olamayacak kadar güzel. Bize kısmet değilmiş o günleri görmek. Yaşamak. Şimdilerde ise nelerde yarışıyoruz ? Nelerde yarışıyoruz ?

Şimdi hepimiz kendisinden emin olunan tek bir insana muhtaç haldeyiz. Tek bir içten tebessüme, sıcak bir kucağa, bir çift gülen göze, çıkarsız bir sevgiye.

Sevgili Vuslat'tan yılbaşında bana gelen hediyeyi gördüğümde bunları düşündüm işte. Hey Dünyaaaa dedim kendi kendime. İyilerin hatırına mı dönüyorsun ??

Blog dünyasından tanıştığımız güzel ablacım beni ve ailemi düşünmüş, üstelik haberim olmadan kardeşimi bulup ondan adresimi öğrenmiş ve bana bir ömür kalbimde taşıyacağım bu mutluluğu hediye etmiş.

Vuslatım seni tüm kalbimle seviyorum.

İyi ki milyonda bir de olsa, senin gibiler de var bu dünyada.
İyi ki sen varsın hayatımda...



Gönderen Ahu zaman: Pazartesi, Ocak 13, 2014 http://img1.blogblog.com/img/icon18_email.gif 

Ahu'cum teşekkür ederim..
Çok zarifsin..
Ve bende çok seviyorum seni...

Sizleri de..
Sizleri de çok seviyorum.
Genç, yaşlı, bey, bayan, zengin, fakir, fark etmez..
Sizleri seviyorum..
Sizleri, her gün okuyabileyip, 699 kişiye birden sarılabilmek istiyorum.

DOSTLARIM

Her birinizden ayrı ayrı bahsedebilmek isterdim, sakın ha benim adımı anmamış diyerek gönül koymayın..Çok üzülürüm, yazdığıma yazacaklarıma pişman olurum sonra..
Hepinizi seviyorum..
Hepinizin sevgisini hissediyorum:)

Ne kadar işim çok olursa olsun, ne kadar az zamanım olursa olsun, bundan sonraki hayatımda:

'Siz'siz asla olmaz..

Kalbimden çıkarsam yola, yollar daima dost kalplerinizde son bula.. 






Ne sensiz  olurum, ne sizsiz  , ne de müziksiz..
Sakın dinlemeden çıkmayın blog'umdan..:)
Sonat Bağcan/ Sensiz Olmam

10 Ocak 2014

NAZARLARIMA KUŞLAR KONSA...








Sabah telaşla çıktım kapıdan..
Bir gün öncesinden, iş yerine kadar yürümeyi planlamıştım, ama bak işte yine geç çıktım evden..

Her sabah yaptığım gibi (apartman merdivenlerinde başladığım duamı, yan binanın önünde bitiriebiliyorum 3 kulhû'ihlas' 1 elham'fatiha') içimden duamı bitirdim, çocukluğumdan kalma alışkanlıkla, biraz sağ omzuma, biraz sol omzuma, birazda kaldırıp başımı bulutlara bir nefes üfleyiverdim..

Günümü hayırla geçir Yarabbim. Şer'den uzak tut, kem gözden de sakın hanemi, Amin.

Birden nazar-ı dikkatimi celp etti, kaldırmışken semâya çehremi. Öyle bir celp etti ki hem (eski dilde dikkatini çekmek. ), (öyle bir dikkat çekmek ki, müptelası yapmak. Dikkat dağıldığında unutulmak değil, akılda yazılı kalmak.  )unutuverdim yürüyeceğimi, kazındı aklıma bir tel üzerindeki cilveleşmeleri..




Ne güzel şeylersiniz..
Çok seviyorum sizi.

Birden aklıma geldi, yaptığım yemlik bitti mi ki?..

Bir arkadaşımızdan (http://degmesinyagliboya.blogspot.com/) görüp yapmıştım. Araya dersler, ebedi ayrılıklar, iş güç girince unutmuşum işte.. Devamını yapacaktım, kuşlarımı soğukta aç susuz bırakmayacaktım.. Akşam gider gitmez bakacağım..Mahallemizin sevimli kargalarını, güvercinlerini vede minik serçelerini yeni bir menü ile ağırlayacağım:))

İşte daha önce yaptığım yem rulom.








İhtiyacımız olan şeyler, bir kağıt havlu rulosu, biraz yapışkan bir gıda (ben pekmez sürdüm ruloya), biraz buğday, pirinç, bulgur, çekirdek, ekmek kırıntısı gibi kuşların sevdiği gıda, bir parça kurdela, çok miktarda sevgi ve yaparken tebessüm:))

Hayatınızdan kuş sesleri ve kanat çırpışlar eksik olmasın..

Güne onların sesleri ile başlayıp, sağlıklı, neşeli soluk alışlarla yaşamak nasip olsun inşallah..


Daha binlerce güzel mini yürek var ama, buraya bu kadarı kondu:))

05 Ocak 2014

BİRBİRİNİ ÇOK SEVENLER İÇİN BİRKAÇ ŞARKIM VAR..




Hani herkes için özel bir gün vardır ya, 
Doğum günü, tanışma yıldönümü, nişan yıldönümü, evlenme yıldönümü.
İşe girme yıldönümü vs. vs...

Hayatımızda birçok yıl dönümleri vardır.
Üzmeyen, bizi mutlu eden tüm yıl dönümleri için haydi biraz müzik dinleyelim..Çok da yıl dönümleri ile alakalı olmayan, sevilen melodilerden bir demet..

Ben de, biraz daha ders çalışayım.
Biraz da sizleri okuyayım..
Biraz hayal kurayım,
Biraz hatırlamaya çalışayım..


KÖRDÜĞÜM..

Döneceğim tozlu yollara 
Al gelincikler sereceğim 
Solarlar bilirim sevgilim 
Yine bekleyeceğim 

Bitse de bir gün nazlı hayat 
Ben bir tek seni seveceğim 
Kader güçsüz kalır sevgilim 
Sensiz ölmeyeceğim

Kördüğüm karmaşık bir bilmece 
Uyutmuyor beni gündüz gece 
Utanmam usanmam beklerim 
Öylece 

Gitgide gitgide azalmasın 
Savrula savrula kaybolmasın 
Göz göre, göz göre bitmesin 
Ağlarım 

Hem senim hem ben bölünemem 
Kendimi sensiz eyleyemem 
Beni sensiz koymasın tanrım 
Başka söz söyleyemem




BANA ELLERİNİ VER..
Ben bal arısı gibiydim senden önce
Bak pervanelere döndüm seni görünce
Yana yana kül olsam her an
Yine de senden ayrılamam
Yoluna adadım ben ömrümü sensiz olamam
Yana yana kül olsam her an
Yine de senden ayrılamam
Bin yıl yaşasam yine sana doyamam
Sana gönlümü verdim nazlı güzel
Seni almazsam gözlerim açık gider
Bana ellerini ver, hayat seni sevince güzel
Yoluna adadım ömrümü ben gel kaçma güzel
Bana ellerini ver, hayat seni sevince güzel
Sana gönlümü verdim ey nazlı güzel.


AŞIĞIM SANA..

Dün gece seni düşündüm durdum
Hatıralarla avundum durdum
Seni yaşadım seni aradım
Sen benim için vazgeçilmezsin

Aşığım sana doyamıyorum
Ne de güzelsin bakamıyorum
Seni sevmeye kıyamıyorum
Bu ne büyük aşk anlamıyorum

Sel olsa yıllar kan olsa yaşlar 
Sensiz soframda taş olsa aşlar
Unutmam seni yine severim
Alın yazımsın yemin ederim

Aşığım sana doyamıyorum
Ne de güzelsin bakamıyorum
Seni sevmeye kıyamıyorum
Bu ne büyük aşk anlamıyorum





Artık günlerimiz, güzel geçer inşallah.. Mutlulukla dolar taşar..
Sevgiyle, huzur ile, sevdiklerimiz ile..
Biraz değil, bol bol gülümseme ile :)))



Mutluluğun resmi, her şartta huzur bulmak, aile olmak..

Her şey netten..
Teşekkürler paylaşanlara..

02 Ocak 2014

KAYITLARA BÖYLE GEÇSİN; BU GÜN 02.0CAK.2014 HAVAM HÜZÜN DOLU, YER YER UMUT BULUTLU, İÇ ORGANLARIM SICAK, KAFAMIN KUZEYİNDE, GÖZ BÖLGESİNDE YAĞMUR VAR.





Meçhule gitti yine iki yolcu..

Sessizce git diye seslenmiştim 2013'e..
Sessizce git, daha fazla kimseyi üzme..

Ben böyle yazarken 31'inin ilk saniyelerinde gece 00.05'de, o yapmış zaten birkaç saat önce yapacağını, yakmış yine bir ailenin canını.

Benim sevgili arkadaşım, Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölüm Başkanı Prof.Dr.Abdullah Soykan elim bir kazada, sevgili eşi; Öğretim Görevlisi Asuman Soykan'ı kaybetmiş. Ben 31 Aralık akşam saatlerinde haber aldım:(.







(Özel) Üniversite Hocasına Otobüs Durağında Beklerken Otobüs Çarptı
31 Aralık 2013 Salı 21:22Yerel
Balıkesir Üniversitesi'nde okutman olarak görev yapan Asuman Özdemir Soykan, dün akşam İstanbul'da geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Soykan'ın, Alibeyköy'de otobüs durağında beklerken bir otobüsün çarpması neticesinde öldüğü öğrenildi.
Balıkesir Üniversitesi'nde okutman olarak görev yapan Asuman Özdemir Soykan, dün akşam İstanbul'da geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. Soykan'ın, Alibeyköy'de otobüs durağında beklerken bir otobüsün çarpması neticesinde öldüğü öğrenildi.
Edinilen bilgiye göre, bir süre Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürü olarak da görev yapan Balıkesir Üniversitesi (BAÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Fiziki Coğrafya Anabilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Soykan'ın eşi Asuman Özdemir Soykan, dün Balıkesir'den otobüsle İstanbul'a gitti. Alibeyköy'de inen Asuman Özdemir Soykan, durakta beklerken, gelen bir otobüsün çarpması sonucu olay yerinde hayatını kaybetti. BAÜ Rektörlüğü'ne bağlı Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümünde okutmanlık yapan Asuman Özdemir Soykan'ın ölüm haberi Balıkesir'deki ailesini ve üniveriste camiasını üzüntüye boğdu. Prof. Dr. Abdullah Soykan, eşinin ölüm haberini aldıktan sonra hemen İstanbul'a gitti.
Kazayla ilgili İHA muhabirine konuşan BAÜ Rektörü Prof. Dr. Mahir Alkan, "Maalesef acı haberi aldık. Üniversitemiz Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bölümünde okutman olarak görev yapan Asuman Soykan'ı İstanbul'da trafik kazasında kaybettik. Öğrendiğimiz kadarıyla otobüsle Alibeyköy'e gitmiş ve burada otobüsten indiği durakta bir başka otobüsün çarpması sonucu kaza olmuş. Çok üzüntülüyüz, başta eşi ve ailesi olmak üzere bütün sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Hepimizin başı sağolsun" dedi.
Bu arada, kazanın ardından Asuman Soykan'ın cenazesinin savcılık talimatıyla otopsi için Eyüp Devlet Hastanesi morguna kaldırıldığı, buradaki işlemlerin tamamlanmasının ardından cenazenin Balıkesir'e getirilerek burada defnedileceği öğrenildi. Aynı zamanda Balıkesir Türk Müziği Korosu'nda solistlik de yapan Asuman Soykan'ın kaza sırasında kızı Alpin'in de yanında olduğu, hafta sonunu Balıkesir'de beraber geçirdikleri kızını İstanbul'a götürdüğü belirtildi.



Asuman'ın naif sesinden 'Nisan yağmuru koydum senin adını' 


Nur içinde yatsın. Mekanı cennet olsun..

Bu son acı haber ile bitti yıl. 2013'ü uğurladık. 2014 herkese, ama herkese mutluluk getirir inşallah. Gerçi her yıl; buruk başlarız biz evimizde yılın ilk günlerine. Tam 14 yıl önce eşim 31 aralık gecesi mide kanaması ile başlayan rahatsızlığının artması üzerine hastaneye kaldırdığımız, bütün kan takviyesi, tedavi ve bakıma rağmen kaybettiğimiz ağabeysini kaybetmişti..Duygusal Özürlü, ama insan gönüllü ağabeyini..

http://yazyam.blogspot.com/2012/01/gitmesini-izlemek-mi-zor-kalamayacagini.html




Onun ağlayanı da azdı, uğurlayanı da. Garipti, giderken de, yaşarken ki gibi. 
Ama ben çok ağladım, çok dua ettim. Çook üzüldüm onu yolcu ederken.
Gitmesini izlemek mi zordu. Kalamayacağını bilmek mi?.
Onun gitmesi gerekirdi. Onun ruhu burda mutlu değildi. 
O, ebedi mutluluğuna gitti.
Dün onun ölüm yıldönümüydü.
Hala onu hatırlayan bir kardeşi var birde ben.
Mezarındaki otları yolan, çiçeği sulayan kardeşi,
Cemaatinden de bir kişi..

Kardeşi bugün yine onunla..Gitti mezarındaki otları yolmaya, dualarını başucunda okumaya..

Asuman gökyüzü demek. Masmavi gökyüzü..
Haluk temiz huylu, iyi ahlâklı, insaniyetli, geçimli kimse demek..

Bu iki güzel insan şimdi meleklerle beraber..

Bu gün havam soğuk, yine de gökyüzünde titrek ışıklarını üstümüze salmış, şirin bir güneş var. Dilerim beni, sizi, tüm dünyamızı yakmadan ısıtır..

Güzel günler gelsin artık..
Huzurlu, mutlu, güzel günler..

Hava nasıl olursa olsun, sizin havanız güzel olsun değil,
Bizim havamız nasıl olursa olsun, yaşayacağımız âtinin havası güzel olsun ki;

Batan güneş de güzel olsun. Doğacak güneş de güzel doğsun..

Dünya, daha yaşanılası olsun..



Batan Güneş.
Yıkmadan, yormadan, çok fazla acı salmadan, usul usul batan güneş..

Doğan Güneş.
Umudu getiren, mutluluğu getiren, hayatı yeşerten güneş..

Yaşamaktan asla vazgeçilemeyecek,
Güzel Günler için..
Hoş geldin yeni yıl, yeni umutlar, yeni mutluluklar..